3 sonuçtan 1 ile 3 arası
  1. #1
    Ar. Gör. tuanabelit - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Bilgilere Ulaşabilmek İçin Üstteki Düğmeleri Kullanın
    Üyelik tarihi
    28 Apr 08
    Yaş
    28
    Şehir
    34 İST AVR.
    Üniversite
    Selcuk Universitesi
    Meslek
    gıda mühendisi
    Sektör
    gıda labaratuarı
    Mesajlar
    1.198
    Konular
    308
    Eklentileriniz
    23
    Kazanılan Kredi
    1150
    Kullanılan Kredi
    13
    Kalan Kredi
    1137

    Standart adam olmak hesap verebilmektir

    Karnından konuşma" alışkanlığı sadece biz insanlara özgüdür.
    "Karanlıkta göz kırpmayı" da biz insanlardan başkası asla beceremez.
    "Pusu kurarak arkadan vurma becerisini", başka hiçbir canlı insan kadar inceltip cilalamamıştır.
    Kifayetsiz muhteris hırsının batağında yarattığı dayanılmaz kokuları üretmede insanın eline başka bir canlı su dökemez.


    "Açıklık erdemlerin en büyüğü" sözünü söylediği halde, "ilkesiz gizlikten" en çok yararlanan da odur.

    Binlerce yılın çileli örslerinde dövülen, çok sıkı imbiklerde damıtılarak kristalleşen sözlerden biri de Afrika insanlarının ortak aklından üremiştir: "İnsanın olduğu yerde hiçbir şeye şaşma!"

    Göçerken yiyecek bulma peşinde çile çekmiş... Tohumu toprağa attıktan sonra da yağmur yağmış sel almış, rüzgar esmiş yel almış. Kurak olmuş umutsuz, aşsız kalmış. Kahramanca savaşmış başsız kalmış. Akın yapanın önünde sel kütüğü gibi sürüklenmiş, çok acılar çekmiş, çok çilelerin ateşinde pişmiş bizim Anadolu insanı da, yüzlerce yılın akıl imbiklerinde damıtarak ne güzel söylemiştir: "Hayvanın alacası dışında, insanın alacası içindedir!"

    Fulkner'in dediği gibi

    Biliyorum insanın alacası içindedir ama Fulkner'in dediği gibi hem gülebilen, hem de ağlayabilen tek canlıdır insanoğlu. O her şeyi olduğu gibi ve olması gerektiği gibi gören ender varlıklardan biridir.

    Laslie Lipson, Fulkner'in sözlerine hak verdikten sonra, "...İnsanı insan yapan şey bilinçli oluşudur. İnsan olarak bizler geçmişi hatırlarız; bir gelecek beklentimiz vardır; hem sürekliliğin hem de değişikliğin farkında oluruz. Ne düşündüğümüzü ve nasıl hissettiğimizi konuşarak ya da yazarak ifade eder, diğerleriyle paylaşırız. Şu anda var olan şeylerin daha iyisini hayal edebiliriz. Sonucunu görebilecek kadar yaşayamayacağımızı bile bile, geliştirilmesi on yıllarca sürebilecek programlar tasarlayabiliriz. İnsanın yaşamını kaçınamayacağı tek bir koşul yönetir -her birimizin bir gün öleceğine ilişkin kesin gerçek- O gün gelinceye kadar, içlerinden bazılarını seçme özgürlüğüne sahip olduğumuz pek çok olanak önümüzdedir" şeklindeki saptamaları da insan soyumuz içindir.

    Biz insanların yazık ki iki yüzü vardır: Aydınlık yüzü, açıklığın, uygarca rekabetin, ilkeli davranışın, "sana yapılmasını istemediğini sen de başkasına yapma" diyen ahlakın altın kurulanının uygulandığı alandır. Karanlık yüzü de, ilkesiz gizliğe, bilgisiz fikir üretmeye, kapalı kapılar ardında dedikodu yapmaya olan eğilimidir.

    Meydan okumasını bilmeliyiz

    İnsan meydan okumasını bilmelidir. Düşüncelerimi yazıyla aktarmaya beni iten önemli duygudur bu. Belge bırak ki, insanlar senin kapalı kapılar ardında söylediklerinle, açık ortamlarda söylediklerini karşılaştırabilsin.

    İlkelerin kalelerimiz olduğuna inanırım. O nedenle başladığım her ciddi işte,başkalarını değil, kendi davranışlarımı sınırlayan bir "anayasa" yazarım; o işte karşılıklı bağımlılık ilişkisi içinde olacağım insanlarla paylaşırım.

    Kırk iki yılı aşan çalışma yaşamımda, ilkelere dayalı anayasalarımın beni hiç yanıltmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.

    Anayasalarıma yön veren bazı temel düşüncelerim gizli de değil, saklı da: Birincisi, özellikle iyi yönetimin "bireyin çıkarları ile kuruluşun, kurumun ve toplumun çıkarlarını dengeleme ustalığı" olduğu ilkesinden hiç şaşmam. O nedenle, bir işle ilgili kesin yargılar vermek istiyorsam, o işin nasıl yürütüldüğüne ilişkin "istihbarat" toplarım. Bulundukları ortamda herkes özgürce konuşabiliyorsa, insanlar en saçma düşüncelerini bile dillendiriyorsa; orada dinamik bir gelişme, katılımcı bir yönetim, ortak akla saygı duyan bir liderlik olduğuna inanırım. Tersi ise işlerin "...miş gibi" yapıldığını anlarım. O nedenle, başarıların da başarısızlıkların da açık ortamlarda tartışılmasının her fırsatta altını çizerim.

    Öncelikle, sizinle şu gerçeği paylaşmalıyım: "Önemli mevkilerde", "bol unvanlı", "yüksek makamlı" ve "tanınmış" insan gördüm ki, yanına yaklaştığınız zaman "cüceleşiyor". Ne sizde saygı uyandıracak bir "özellikleri", ne de size ilham verecekleri bir "fikirleri" olmadığını kavrayınca şaşırıyorsunuz. Çoğunluğunun tek derdi, sistemin ve bireylerin zayıf yanlarını yakalayarak kendilerini gündemde tutma. Ne yazık ki, sığ günlük yaşam kültürü içinde bu insanlar yer de bulabiliyor.

    İkincisi, "açıklık dışında erdem" olmadığına yürekten inanıyorum. Bir insan yaptığı işleri "açık ortamlara" taşıyamıyorsa; mutlaka bir "karanlık yüzü" vardır; onlara çok dikkat etmek gerekir. O nedenle imzasız yazılardan, göndereni belli olmayan mektuplardan nefret ederim.

    Üçüncüsü, yapacağım işlerde gücümün sınırlarını saptamaya gayret eder; gücümü nasıl ve ne zaman kullanacağımın hesaplarını ayrıntıda yapar ve gücümü kullandıktan sonra geri dönüşlerin etkilerini göğüsleyip, göğüsleyemeyeceğimi hesaplamak için olağanüstü çaba gösteririm. Aynı ölçüyü "...ağızdan çıkana kadar benim esirim olan, ağızdan çıktıktan sonra beni esir edeceğini" bildiğim sözlerim için de kullanırım. Rolümü belirlerken ve başkalarının rolünü tanımlarken de içinde bulunduğumuz koşulu, insanların objektif niyetleri kadar, subjektif niyetlerine de saygı gösteririm.

    Ne düşünüyorsam, yazıyorum

    En azından otuz yıldır, ne düşünüyorsam hepsini yazıya aktarıyorum. Her yazının geriye dönüş yapılabilecek belge olduğunu biliyorum. İnsanların, kifayetsiz muhterisliğin arkasına saklanarak dedikodu üretmeleri yerine, belgelere dayalı tartışmalar yapmalarının ahlaki yol olduğuna inanırım. Belge, bilgi ve ayrıntı özeni olmadan yapılan tartışmaları, mahalle dedikodusu seviyesizliği olarak adlandırırım.

    İnsan meydan okumasını bilmelidir. Bu hem hatamızla yüzleşebilme özgüvenidir; hem de ilkeli yaşamanın kalelerine güvenme işidir. Hesap verebilir olmak, adam olmanın gerek şartıdır. Yeter şartı da, işimizi iyi yapmaktır. İşimizi iyi yapıp yapmadığımı gerekçeleriyle eleştirenler gerçek dostumuzdur.

    Her zaman kendimize ayna tutmalıyız.

    Bu yazının somut bir hedefi olsaydı, adını da adresini de yazardım. Sizi bütün içtenliğimle temin ederim ki yazardım. Kimseden emir almayan, kimseye de emir vermeyen, her saban Vaclav Havel'in veda konuşmasını okuyan biriyim. Hayatta nelerin yeri olduğunu, nelerin boş olduğunu artık biliyorum. Etrafta bolca gördüğüm iki yüzlülüklere öfkelendiğim için yazdım bunları. Bu öfkelerimi okuyucu ile paylaşmayacağım da, kiminle paylaşacağım? Biri çıkıp sorunun yanıtını verebilir mi bana?

    Rüştü Bozkurt



  2. #2
    Yönetici Uğur MARANGOZ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Bilgilere Ulaşabilmek İçin Üstteki Düğmeleri Kullanın
    Üyelik tarihi
    15 Mar 07
    Yaş
    33
    Şehir
    34 İST AVR.
    Üniversite
    Pamukkale Universitesi
    Meslek
    Gıda Mühendisi
    Sektör
    Gıda
    Mesajlar
    1.335
    Konular
    434
    Eklentileriniz
    84
    Kazanılan Kredi
    Yönetici
    Kullanılan Kredi
    Yönetici
    Kalan Kredi
    Yönetici

    Standart RE: adam olmak hesap verebilmektir

    munise çok güzel paylaşımlar,emeğine sağlık
    + 2 repi hakettin



  3. #3
    Ar. Gör. tuanabelit - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Bilgilere Ulaşabilmek İçin Üstteki Düğmeleri Kullanın
    Üyelik tarihi
    28 Apr 08
    Yaş
    28
    Şehir
    34 İST AVR.
    Üniversite
    Selcuk Universitesi
    Meslek
    gıda mühendisi
    Sektör
    gıda labaratuarı
    Mesajlar
    1.198
    Konular
    308
    Eklentileriniz
    23
    Kazanılan Kredi
    1150
    Kullanılan Kredi
    13
    Kalan Kredi
    1137

    Standart Cvp: adam olmak hesap verebilmektir

    oh ya teşekkür ederim bende bu konu daha önce paylaşılmıştı diceksiniz sandımdı yüreğim ağzıma geldi bir itiraf paylaştıklarımın bir kısmını aratmadım özür ama yoktur galiba yani şöle diyim arattım ama çok fazla sonuç bulduğunda sadece bir kısmına baktım afbuyurun



Benzer Konular

  1. ağaç adam (yakalandığı hastalıkla ağaca dönüşen adam)
    By tuanabelit in forum Güncel Haberler
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 15-07-2011, 10:49
  2. adam otu
    By leslüg in forum Sektörel Pratik Bilgiler
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10-09-2007, 15:22
  3. Örümcek Adam
    By linguist in forum Sinema ve Tiyatro
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 11-06-2007, 11:48
  4. Zengin Adam Olmak Zeka Gerektirir
    By Şengül PARLAK in forum Hikaye
    Cevaplar: 4
    Son Mesaj: 16-05-2007, 17:03
  5. AYNADAKİ ADAM
    By Oğuz Pelikli in forum Gıda Sektöründe Kişisel Gelişim
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 17-04-2007, 10:03

Konuyu İnceleyen Üye Sayisi: 0

You do not have permission to view the list of names.

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0