Hijyen ve geri dönüşüm açısından önemli bir yeri olan cam ambalajlar günümüz teknolojisinde çok farklı şekiller alabiliyor. Farklı boyutlarda ve renklerde tasarlanan cam ambalajlar ürüne farklı bir bakış açısı katarken, ürünün görünürlülüğü açısından da tüketici tarafından tercih nedeni sayılabiliyor. Camın dışında önemli bir yere sahip olan metal ambalajlarda günümüz teknolojisinde vazgeçilmez arasında yer alıyor. Bunların da dışında kağıt ambalajlarda cam kadar eski bir tarihe sahip olurken ambalaj sektörünün en yenisi olarak plastik ürünler olarak belirtiliyor.

Mısır’dan Günümüze Cam Ambalaj
Cam ambalajın öyküsü M.Ö. bin 500 yıllarında Mısır’a kadar dayanıyor. İlk olarak kap şeklinde karşımıza çıkan cama ambalaj olarak o dönemlerde kireçtaşı, soda, kum, silikatın karıştırılıp, eritilmesiyle sıcak olarak şekil veriliyordu. İlk zamanlardan beri karışımın hazırlanması ve içeriğinde çok az değişime uğranmasına rağmen şekil verme prosesinde çarpıcı değişimler göze çarpmakta. M.Ö bin 200’lere gelindiğinde ise kalıplara dökülen camdan kaplar ve kupalar yapılıyordu. M.Ö. 300 yıllarında Fenikelilerin üfleme çubuğunu icadından sonra camın tamamen şeffaf olarak üretimi milattan sonraki ilk dönemlere rastlıyor. Takip eden bin yıl içinde cam üretme tekniği yayılmaya başlarken, bu bilgi dağılımın en yavaş gerçekleştiği yer Avrupa olarak gözüküyor. 18’inci ve 19’uncu yüzyıllarda cam üretim tekniği gelişirken 1889 yılında prosesi en çok etkileyen gelişimlerden biri olan “otomatik rotary şişe yapım makinesi”nin patenti alındı. 1970’lerden sonra değeri yüksek ürünlerin muhafazasında kullanımı yaygınlaşan cam ambalajların günümüzde birçok kullanım alanı bulunuyor.

Metal Ambalajda Bonaparte Öncülüğü
Eski çağlardan itibaren önce altın ve gümüş gibi kutular şeklinde karşımıza çıkan daha sonra güçlü alaşımlar ve kaplamalarla hayat bulan metal ambalajlar günümüzde de birçok ürün için kullanıma kadar koruma görevini üstleniyor.

Teneke plakanın üretimi M.S. bin 200 yılında Bohemya’da keşfedilirken teneke ile kaplı konserve kutuları 14’üncü yüzyılın başlarında Bavyera’da biliniyordu. Kaplama teknolojisi bin 600’lere kadar bir sır olarak saklanırken bu tekniği çalan Duxe Saxony, 19’uncu yüzyılda Fransa, İngiltere ve tüm Avrupa boyunca bu tekniği ilerletiyor. William Underwood’un prosesi ABD’ye iletmesinin ardından demirin yerini, kalite ve üretimi artıran çelik alıyor.

Gıdanın metal konteynırlara nasıl güvenle konulabileceği sorusunun cevabı ise 1809’da Napoleon Bonaparte, ordunun yiyeceklerinin korunmasını sağlayan bir yöntem getirene 12 bin frank vereceğini ilan etmesiyle ortaya çıkıyor.

Parisli Nicholas Appert kalayla basılmış teneke kutudaki yiyeceğin sterilize edildikten sonra uzun süre saklanabildiği fikrini sunuyor. Bir yıl sonra İngiliz Peter Durant, kalayla basılmış silindirik konservenin keşfiyle patent alma hakkını elde ediyor.

Metal ambalaj tarihinde ilk baskılı kutu ise 1866 yılında ABD’de yapılıyor. Ticari olarak marketlere girmesi ise 1910’u bulurken ilk alüminyum folyo kap dizaynı 1950’nin başlarında gelişiyor. İlk alüminyum konserve kutları ise 1959’da ortaya çıkıyor. 1866’ya kadar kutuları açmanın tek yolu çivi ve çekiç kullanılırken daha sonra yırtılarak açılan kapaklar yapıldı, 1875 yılında ise konserve açacağı keşfedildi.

Günümüze gelene kadar birçok aşamalardan geçen her dönem kendisini yenileyen metal ambalajlar artık kullanırlılık açısından da rahatlığı beraberinde sunuyor.

Ambalajın En Yenisi Plastik
Ambalajlar arasında kullanılan en yeni materyal olan plastik 19’uncu yüzyılda icat edilmesine rağmen ilk kullanımı askeriyede savaş zamanını buluyor.

1831 yılında kauçuk ağacından distile edilen ilk ürünler çok kırılgan ve kolayca parçalanabiliyordu. 1933 ve 1950’li yıllarda Almanya prosesi elden geçirerek kullanılabilir köpüğü ortaya çıkarmasıyla izolasyon ve tampon malzeme olarak gıda sanayinin önemli bir ambalaj malzemesi konumuna geliyor.

Polyetilen Tetrafalat (PETE) ambalajın kullanımı 1977 yılında sektöre giren ambalajlı içecekler son 20 yılda kullanıma uygun hale geldi. Günümüzde plastik ambalaj tasarımı, geri dönüşebilen ve tekrar kullanılabilen plastiklere yönelmiş durumda.

Kağıt Ambalaj Çin’de Başlıyor
Cam, metal, plastik derken günümüzde şekillendirilebilir ambalaj olarak bilinen kavramın en eski biçimi kağıttır. İşlenmiş dut ağacı kabukları M.Ö. 1’inci ve 2’nci yüzyıllarda Çin’de yiyecekleri sarmakta kullanılırken sonraki bin 500 yıl boyunca kağıt yapma teknikleri gelişiyor ve Ortadoğu’ya aktarılıyor.

Buradan Avrupa’ya, 1310’da İngiltere’ye gelen kağıt yapma teknikleri Amerika’ya 1690’da ulaşabiliyor. İlk ticari karton ve kutu, Çin’den 200 yıl sonra 1817’de İngiltere’de üretilirken oluklu kağıt 1850’lerde ortaya çıkıyor, ticarette el yapımı tahta kasaların yerini oluklu karton kutular almaya başlıyor. 20’nci yüzyıl ise kağıt ve karton için en parlak dönem.




[size=x-large]Robinson Duyusal (Organoleptik) Testi
(DIN 10955 Standardı -Sensory Analysis)

[/size]


Bu test metodu iki ürün örneği arasında duyusal olarak (tat ve koku) belirlenebilir bir fark olup olmadığının tespit edilmesini içermektedir.

Koku ve tat değişimi özelliklerinin metrik bir yöntemle ölçülebilecek değerler olmadığı açıktır. Bu özelliklerin ölçümü için yeni geliştirilmekte olan “Elektronik Burun” yöntemi de henüz tam güvenilir sonuçlara ulaşamamıştır. Bununla beraber bilimsel olarak nesnel değerlendirmelerin yapılabilmesi için 60’lı yıllarda Münih Gıda Teknolojisi ve Ambalajlama Enstitüsü (Munich Institute for Food Technology and Packagings) “Robinson Test”i geliştirmiştir.

Bu test tat ve koku algılama duyularının kullanımı açısından özel olarak seçilmiş ve eğitilmiş uzman kişiler tarafından ürünlerin tat ve koku özelliklerinin değerlendirilmesine dayanmaktadır. Testi yapacak olan kişilerin sağlık ya da ruhsal durumları bozuk olduğunda kişiler test yapmaya yetkin değillerdir. Bu test DIN standartlarında DIN 10955 “Sensorial Testing Methods / Testing of packaging materials and packaging accessories for food” adı ile standartlaştırılmıştır.



[size=x-large]mürekkep ve laklarda aranılan özellikler[/size]

Gıda ile direkt temas edecek ambalajlar için hazırlanan mürekkeplerin yapılarında kullanılan hammaddeler belli özelliklere sahip olmalıdır.

Bu özellikler

-Gıda ile direkt teması konusundaki “pozitif liste”lerde yer alması

-Ürünün organoleptik özelliklerini etkilememesi

-Ambalajdan gıda maddesine nüfus etmemesidir.

-Kullanılan her bir hammadde zararsız olarak listelenmiş ve kabul edilmiş olan hammaddelerden seçilmelidir. Bunun anlamı toksik ağır metal, aromatik amin, polisiklik hidrokarbon, dioksin, polikloro bifenil gibi zararlı kimyasalları içermemesidir.

-Avrupa Baskı Mürekkepleri Derneği (CEPE, The European Council of the Paint, Printing Ink and Artists’ Colours Industry)’nin yasaklılar listesinde bulunan zehirli, kanserojen ve çevreye zararlı sınıfına giren hammaddeler de mürekkep formülasyonunda bulunmamalıdır. Gıda maddesinde, ambalajdan kaynaklanan ürünün özelliklerini etkileyecek tat, koku ve artık solvent kalmaması gerekmektedir. Seçilen hammaddeler gıda maddesinin tat ve koku gibi duyusal özelliklerinin etkilenmemesi için kokusuz özellikte olmalıdır.

-Mürekkebin kokusuzluk özelliği, özel olarak seçilen hammaddeler sayesinde sağlanır. Bu hammaddeler yapılarına, organoleptik özelliklerine ve mürekkebin kuruması sırasında ortamdan ayrılan uçucu maddelere göre belirlenir. Organoleptik özellik bir takım duyusal test metotları ile kontrol edilir. Bu metotlardan en bilineni “Robinson Test”tir. Yeni geliştirilmiş olan bir yöntem ise “Elektronik Burun”dur (Electronic Nose). Migrasyon ise bir takım kromotografi ölçümlerle kontrol edilir.

-Gıda ambalajında kullanılan mürekkep solventten arındırılmış olmalıdır. Eğer UV ile kuruyan özellikte bir mürekkepse kuruduktan sonra yapısında monomerler kalmamalıdır. Matbaa şartlarında bu özellikler tespit edilemeyeceği için gıda ambalajında kullanılacak mürekkebin gıda güvenliği açısından güvenilir bir tedarikçiden temin edilmesi gerekir.

-Mürekkep üreticileri kokusuz ve zararsız olarak onaylanmış ürünlerini, onaylanan reçete ile hiçbir safsızlık olmadan üretmeyi garanti etmelidir.



[size=x-large]gıda ambalajı baskısında dikkat edilecek konular[/size]

Gıda maddesi ile baskılı yüzey direkt olarak temas etmemelidir; yani ambalajın iç yüzeyinde baskı olmamalıdır.

-Ambalajlanacak ürünün özelliğine göre mürekkep seçilmelidir.

-Kullanılacak baskı materyali dikkatli seçilmelidir.

-Gıda ambalajına uygun olarak hazırlanan mürekkeplerin yapılarında özel seçilmiş hammaddeler bulunduğu için, mürekkebe üretici firmanın onayı olmadan herhangi bir katkı maddesi ilave edilmemelidir (kurutucu, inceltici gibi).

-Fonksiyonel bir bariyer tabakası kullanılmalıdır.

-Gıda güvenliği açısından kullanılacak mürekkep ve baskı materyali güvenilir firmalardan temin edilmelidir. Güvenli gıda ambalajı üretimi için mürekkep üreten firmaların sorumlulukları olduğu gibi matbaacıların da bu konuya bilinçli olarak yaklaşmaları gerekmektedir.

-İhracata yönelecek olan firmalar için özellikle Avrupa ve Amerika’da gıda güvenliğine gösterilen hassasiyet nedeniyle ihracat öncesinde belli baslı yönetmeliklere uygunluğu gösteren belgeler gerekmektedir (Clearence Form gibi). Türkiye’de faaliyet gösteren gıda ile ilgili çok uluslu firmaların, iş ilişkisinde bulundukları Türk firmalarından, ilgili yönetmeliklere uygunluğu gösteren belgeler talep etmektedirler.