[size=medium][/size][size=medium]AB’nin balıkçılık sektöründe kaynakların sürdürülebilirliğini sağlamak için aldığı önlemlerin başında, avlanma faaliyetlerinin sınırlandırılması geliyor. Bu çerçevede AB Konseyi, her yıl “izin verilecek toplam av miktarı”na karar veriyor.
Böylelikle, belirli bir zaman dilimi içinde, belirli balık türlerinden en fazla ne kadar avlanabileceği belirleniyor. İngilizce karşılığı “Total Allowable Catches” olan bu azami miktar kısaca “TAC” olarak ifade ediliyor. Söz konusu azami avlanma miktarının içinden; Topluluğa, üye devletlere ve üçüncü ülkelere ayrılan yüzdeler ise “kota” olarak adlandırılıyor. Avlanma kotalarının üye devletler arasında nasıl paylaştırılacağı da, daha önceki yıllara ilişkin avlanma oranları dikkate alınarak yine Konsey tarafından belirleniyor.
Avlanma kotalarını belirlemek amacıyla yıl sonunda gerçekleştirilen Konsey toplantıları, aslında, ilgili birçok kesimin katkıda bulunduğu uzun ve zorlu bir sürecin son aşaması. Bu süreç, ulusal ve uluslararası düzeyde faaliyet gösteren çeşitli kuruluşlar tarafından yürütülen bilimsel çalışmalar ve bir istişare süreci ile başlıyor. Bu çalışmalara paralel olarak, alınan kararlardan etkilenecek olan üçüncü ülkeler ve ilgili bölgesel balıkçılık örgütleri ile de çeşitli görüşmeler yürütülüyor. Ardından, Avrupa Komisyonu’nun teklifleri doğrultusunda, izin verilecek toplam av miktarları, kotaların paylaşımı ve ilgili tüm önlemler hakkındaki son karar, balıkçılıktan sorumlu üye devlet bakanlarının katılımıyla yıl sonunda gerçekleştirilen Konsey toplantısında alınıyor.
Konsey, üye ülkeler dışında, Topluluk sularında faaliyet gösteren belirli üçüncü ülkelere de kota verebiliyor. Topluluğun bu bağlamda üçüncü ülkelerle yaptığı anlaşmaların içeriği, ülkelerin gelişmişlik düzeyine göre değişiyor. AB’nin, kendi kaynaklarından yeterince faydalanma imkânına sahip olan gelişmiş ülkelerle yaptığı anlaşmalar, daha çok karşılıklı bir kota paylaşımı niteliğinde oluyor. AB, kendi kaynaklarını tam anlamıyla kullanamayan gelişmekte olan ülkelerle yaptığı anlaşmalarda ise, belirli bir mali katkı ödeyerek ilgili ülkelerin sularına erişim hakkı elde ediyor. AB’nin bu anlaşmalar sayesinde üçüncü ülke sularında avladığı stoklar, Topluluk teknelerinin yıllık toplam avının yaklaşık %40’ına denk geliyor. Dolayısıyla, bu anlaşmalar Avrupa balıkçılık sektörü için büyük önem taşıyor. Türkiye henüz, AB’nin üçüncü ülkelere yönelik kota uygulamaları kapsamına girmiyor. [/size]


LinkBack URL
About LinkBacks
Paylaş







Alıntı

Bookmarks