Charlie Chaplin yönetici olsaydı

“Dünya herkese yeter, başkasının yerini kapmayın, çalışın ve gerçek yerinizi bulun.” Hayatı bir film gibi düşünebilirsiniz. Bazı hayatlar yakından çekilince bir trajedi, uzaktan çekilince bir komedi gibi görünebilir. Örneğin dünya sinemasının efsanevi komedi sanatçısı Charlie Chaplin, hiç de komik olmayan bir hayata sahipti. Ruh sağlığı bozuk bir anne, alkolik bir babası ile fakir bir çocukluk geçirmiş bir aktördü.

O ortamdan Charlie Chaplin’in nasıl çıktığını düşünmekte haksız değilsiniz. Chaplin’in yaşamını inceleyerek, onu ünlü yapan başarı stratejilerini gözden geçirerek belki hayatın ince nüvelerini daha iyi anlayabiliriz.

Yöneticilerin de bir sanatçı gibi hayatı işlemesi gerektiğini unutmayın. Chaplin’in hayatını, mimiklerini, bedenini tam anlamıyla kontrol altında tutmuş olması, aslında iyi bir yönetici olduğunu gösterir. Mesela bir gün film setinde çalışırken, kıyafet değiştirmek için odasına gider, çalışanlardan birisi “Anneniz öldü” der. O da boy aynasında kendisini incelemeye devam eder, hissettikleri yüzüne, gözlerine, bedenine yansır ve şu cümleyle cevap verir: “İş yaşamımda her duyguyu tanımalıyım”.

Chaplin’in yaşam ve iş kurallarını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz:

-Zekasını, yeteneğini, oyunculuğunu, fiziki gücünü birleştirdiğini her karede anlayabilirsiniz. Hayatındaki mükemmeliyetçilik bunun gerçek nedenidir.

- İnsanı her yönüyle sinemaya taşımış; yoksulluğu, zulmü, sevgiyi, makineleşmeyi, bağımlılığı anlatarak gerçeğe ışık tutan bir oyuncu olmuştur. İnsanın zaaflarının da olduğunun altını çizer.

- Hayatının her döneminde “Ne gelir elimizden insan olmaktan başka” düşüncesini uygulamayı tercih etmiştir. İnsan olmayı, her şeyin üstünde tutmuştur.

- Ancak sevilmeyen kişilerin nefret ettiğini düşünür.

- Hem oynayıp, hem de yönetmiştir. İşin mutfağında olmanın önemini vurgular. Her öğretinin getirisinin olduğuna inanır.

- “Ağzımı açtığım an kahramanlık bitecektir. Ben derdimi herkesin anlayacağı şekilde anlatıyorum” cümlesiyle yaşam felsefesini “insan odaklı” olarak ifade eder.

- Gülmediği bir günün boşa geçtiğini düşünür. İş yaşamında mutlu, neşeli olmak onun için önemlidir.

- Gazetede yayınlanan bir röportajında, “Sizin için önemli olan, büyük bir şey nedir?” sorusuna şu cevabı verir: “Söyleyebileceğim en büyük kelime fildir”. Ne kadar mütevazı olduğunu bu cümlesinden bile anlayabilirsiniz.

- “Çok düşünüyoruz ama az hissediyoruz” cümlesi ile oyunlarında duygulara hitap etmeyi amaçlar. Oyunların içinde yaşamdaki gibi duyguyu ön plana çıkarır.

- “İnsancıl değerlerimizi koruyamazsak, hep kaybederiz.” İş yaşamına insancıl değerleri taşımamızın, çalışanlarımıza karşı empati kurmamıza neden olduğunu bu cümle açıklar.

- “Düşündüğünü söyle, söylediğini yap, yaptığını göster. O zaman yapmacık olmaktan kurtulursun ve alkışlanırsın.” Samimiyete olan inancını bu cümlelerle ifade eder.

Bütün bu stratejilerin ışığında, Chaplin’in nasıl bir yönetici olduğuna siz de karar verebilirsiniz. Hatta hangi şıklara daha çok önem verdiğiniz, nelerle bütünleştiğinizi kendinize de sorabilirsiniz.


Psikolog Dr. Işın AKI