Clostiridium difficile
Gram pozitif anaerobik bakteri olan Clostridium difficile, antibiyotik kaynaklı ishalin ve colitis’in başlıca sebebidir. Özellikle son 2 yıldır Clostridium difficile adlı mikroorganizmanın neden olduğu hastalık ağırlıklı olarak, hastanelerde tedavi gören ve antibiyotik kullanan hastalarda görülmektedir. En önemli özelliği ilaçlara karşı sahip olduğu kuvvetli dirençtir. Özellikle hamileleri ve yaşlıları çok fazla etkilemektedir. Bu bakteri daha çok hastanede herhangi bir nedenden dolayı yatan ve kendisine olası bir enfeksiyonu önleyici olarak antibiyotik verilen hastalarda görülmektedir. Özellikle oral antibiyotik kullananların yaklaşık yüzde 20’sinde bağırsak florasının bozulmasına bağlı olarak ishal gelişmektedir. Bu ishale etken ise daha çok Clostridium difficile’dir. Bu bakteri hastalar, hastane personeli ve cansız nesneler aracılığıyla geçebilmektedir. Yapılan araştırmalara göre 2000 ve 2003 yılları arasında ABD’deki hastanelerde kısa süreli kalan hastalarda, hastalığın oranı iki misli artmaktadır. 2004 yılında ise bu artış %25’e ulaşmıştır. Atlanta’da merkezi bulunan Hastalık Kontrol Merkezi’ne göre, her yıl 225 bin yeni vaka meydana gelmektedir. Bu rakam, tüm hastaneleri ve doğum evlerini kapsamadığı için, yapılan tahminler bu sayının yılda 500 bin olduğu şeklindedir. Bu hastalığa yakalananların %20’sinde hastalık yeniden seyretmektedir ve ölüm oranı % 1–2 şeklindedir. Ancak son dönemde bu hastalık hastanede tedavi görmeyen kişilerde de görülmektedir. Bu yeni durum ABD’de 48 hamilede görüldü ve bu kadınlardan bir tanesi hayatını kaybetti, diğerleri ise düşük yaptılar. Hastalık oranının artmasının en büyük sebepleri; antibiyotik kullanımındaki değişiklikler, enfeksiyon kontrol uygulamalarındaki değişiklikler ya da antimikrobiyal dirençli yeni bir Clostridium difficile suşunun olabilmesidir. Hastalık kontrol ve koruma merkezi (CDC=Centers for Disease Control and Prevention) hastane zehirlenmelerine neden olan yeni Clostridium difficile suşunun ortaya çıktığı rapor edilmiştir. Diğer bakterilerden farklı olarak Clostridium difficile’nin sporları zehirli ve enfeksiyon deposu halindedir. İnsanların bağırsaklarına ulaştığı anda zehir üretmeye başlamaktadır. Antibiyotik aldıktan sonra bu bakteriyi kapan hastane hastalarının yarısı hastalanmasa da bu bakteriyi bünyelerinde barındırmakta ve bu kişiler taşıyıcı olmaktadır. Bu bakteri temas edilen her yerde aylarca canlılığını koruyabilmektedir.
Antibiyotik ilişkili ishal antibiyotik kullanımı sırasında karşılaşılan önemli yan etkilerden biridir. Geniş spektrumlu antibiyotik kullanan çocukların %40’ında ishal görülmektedir. Hafif ishalden psödomembranöz kolite kadar değişen bir tablo oluşturabilir. Her yıl çok sayıda çocuğun antibiyotik kullanması nedeniyle buna bağlı oluşabilecek ishallerin bir kısmının önlenmesi önem taşımaktadır. Çeşitli meta analizlerde antibiyotik ilişkili ishalin tedavi ve önlenmesinde probiyotiklerin yararlı etkileri ortaya konulmuştur. Plasebo kontrollü çalışmalarda antibiyotik kullanan ve plasebo verilen grupta %15–26 oranında ishal görülürken, probiyotik verilen grupta %3–7 oranında ishal görüldüğü bildirilmektedir. İki meta analiz sonucu antibiyotik ilişkili ishalin önlenmesinde probiyotiklerin kullanılabileceğine işaret etmektedir. Son zamanlarda dokuz çalışmanın değerlendirildiği bir meta analizde Lactobacillus GG ve Saccharomyces boulardii antibiyotik ilişkili ishalin önlenmesinde etkin suşlar olarak belirlenmiştir. Antibiyotik ilişkili ishalin mekanizması tam olarak anlaşılmamıştır. Flora değişikliği sonucu karbonhidrat metabolizmasının değişmesi ve ozmotik olarak aktif bazı bileşiklerin ortaya çıkması neden olabilir. Antibiyotik ilişkili ishalde genellikle Clostridium difficile’in aşırı çoğalması söz konusudur. Antibiyotik ilişkili ishal tedavisinde etkinliği saptanmış mikroorganizmalar Lactobacillus acidophilus, Lactobacillus plantarum, Lactobacillus casei ve Saccharomyces boulardii’dir. Saccharomyces boulardii, Clostridium difficile’in toksinlerini bağlayarak etkili olmaktadır.
American Scientific Dergisi’nde yer alan bir habere göre Amerikalı bilim adamları dirençli bakterilere karşı yeni ve son derece etkili bir antibiyotik geliştirmişlerdir. New Jersey’deki Merck Araştırma Laboratuarları’nda, Dr. Jun Wang başkanlığında yapılan çalışmalarda bilim adamları “platensimycin” adı verilen yeni antibiyotiği, Streptomisis plantensis bakterisi aracılığıyla geliştirdiler. Yeni antibiyotik, bakterinin yaşaması için gerekli olan lipid ile birleşme yetisini yok etmektedir. Bu antibiyotiğin diğer bir özelliği son 40 yıldır geliştirilen ilk antibiyotik olmasıdır. Antibiyotikler genel olarak 1940 ve 1950’li yıllarda geliştirilmiştir.


LinkBack URL
About LinkBacks
Paylaş







Alıntı

Bookmarks