3 sonuçtan 1 ile 3 arası

Konu: empati

  1. #1
    Ar. Gör. tuanabelit - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Bilgilere Ulaşabilmek İçin Üstteki Düğmeleri Kullanın
    Üyelik tarihi
    28 Apr 08
    Yaş
    28
    Şehir
    34 İST AVR.
    Üniversite
    Selcuk Universitesi
    Meslek
    gıda mühendisi
    Sektör
    gıda labaratuarı
    Mesajlar
    1.198
    Konular
    308
    Eklentileriniz
    23
    Kazanılan Kredi
    1150
    Kullanılan Kredi
    13
    Kalan Kredi
    1137

    Standart empati

    Empati: Azı karar, çoğu zarar...

    Empati kurduğumuz bir TV dizisi kahramanı, bir aile dostu, bir arkadaş eliyle satır satır değişebiliriz. İşin ilginç yanı ‘Rol modeli’ dediğimiz ve hayranlıkla izlediğimiz simaları seyretmekle yetinip ‘orada’ tutarken; empati kurduklarımızla bütünleşir ve farkında olmadan, adım adım onlar gibi oluruz.


    Nedir empati? Karşınızdaki insanın zihninden çok duygularına değebilmeyi, haklı-haksız münazaralar yerine onun gibi hissetmeyi ve buna göre çözüm yöntemleri geliştirmeyi ifade eder. Ve hepimizin bünyesine yerleştirilmiş otomatik olarak devreye giren bir empatik hissetme sistemi vardır. Bu yüzden şehit haberlerini seyrederken gayri ihtiyari yüzümüzü buruşturur, biri bir yerden düşecek gibi olduğunda onun orada yapması gereken hareketi adeta taklit ederek “aman!” der, sinemadan bu yüzden keyif alır, futbolu bu yüzden seyrederiz. Seyrettiklerimiz bizde sanki biz yaşıyormuşuz gibi canlanmalara sebep olur, bu sayede koltuğumuzda oturuyor olsak bile aslında seyrettiklerimizin sırtında koştururuz. Gün boyu ondan ona empatik turlar atar dururuz.

    Bu insanın doğuştan getirdiği bir vasıftır. Her insan bir an için (ister istemez) gördüğü şeyin yerine koyar kendini. Bunu profesyonelce sürdürüp çözüm yollarını yakalayana kadar böyle kalmayı başarabilirse empatik olmanın sihirli değneği orada devreye girmiş olur. Yoksa diğer türlü yapılan empatik turlar suya dalıp çıkmak gibidir, ıslandığınızla kalırsınız.

    Toplumun teyeli* empati

    Empatinin özellikleri de vardır. Örneğin empati hedefinizdeki kişiyle ortak özelliklerinizin sayısı arttığı ölçüde empati turunuzun süresi ve derinliği artar. Çünkü taşıdığınız benzer özellikler nispetinde onu kendinizden bir parça bilir ve daha fazla onun gibi hissetmeye başlarsınız. Şu tarih kitaplarında geçen ‘Bir grup insanı millet yapan; yaşadıkları ortak tarih, kültür, dil gibi bağlardır.’ tespiti de aslında buna dayanmaktadır. Sizin gibi özellikleri, çevresi ve geçmişi olan kişilerle kendinizi empatik platformda aynı odada gibi hissedersiniz ve psikolojik bir yakınlaşma olur. Bu psikolojik yakınlaşma adeta sizi birbirinize bağlar ve birbirinizin yerine hissetmeye başlarsınız. Yoksa empatinin sihirli yakınlaştırma formülleri olmasa bizatihi ortak tarihin veya kültürün insanı tek bir bütün yapacak ne hali vardır, ne de kudreti. Günümüzde bunlara, seyrettiğiniz ortak 8-10 tane TV kanalını, aynı lidere sahip olmak, aynı futbol ligini takip etmek gibi şeyleri de ekleyebilirsiniz. İşte bunların sayısı arttıkça teyelin iplikleri de artar.

    Değişimin lokomotifi

    Empati sadece bizi birbirimize bağlamaz, aynı zamanda değişimimizin dinamiğini de oluşturur. Biz psikolojik değişimlerimizi de empati kurduklarımızın eliyle gerçekleştiririz. Bireyin savunma gardlarının en düşük olduklarıdır empati kurdukları. Dolayısıyla değişimin dinamiği de yoğun empati hattımızda olanların tekelindedir. Empati kurduğumuz bir TV dizisi kahramanı, bir aile dostu, bir arkadaş eliyle satır satır değişebiliriz. Ortak yanlarımızın dışındaki yanları da kolayca ona benzetmeye başlayabiliriz. İlginç olan şudur ki; ulaşılamaz gördüğümüz kahramanları hayranlıkla seyredip onları orada tutarken; empati kurduklarımızla bir bütün olur ve farkında olmadan adım adım onlar gibi oluruz.

    Bunlar, empatinin şirin ve bildik yüzü. Lakin empatinin acımsı yönleri de yok değil.

    Yoğun empati = Tükenme

    Duygusal olarak başka birinin cesedinde yeniden dirilme dedik empati için. Peki günde bunu onlarca kez yaparsanız bir duygu yorgunu ve bu nedenle hiçbir konuda karar alamayan biri olmaz mısınız? Pekâlâ olursunuz. Duygunun içinde kaybolup rasyonellikten kopma, çözüme gidememe yoğun empati mağdurlarımızın en sık karşılaştıkları tablodur. Bu nedenle terapistler için bile aşırı empati verimsiz bir yöntemdir.

    Empati kurabilmek için görsel temsil şarttır. Karşı tarafı hissedebilmeniz için onun özellikle görsel kanallarınızı kullanarak içinize sızması gerekir. Onu görürseniz, hatta sıkça görürseniz empati duygunuz ateşlenir. Ve adım adım o olma süreciniz başlar. Tıp fakültesinde kardiyolojik hastalıkların anlatıldığı ders yılında öğrencilerin büyük bir kısmının kalbinde ağrı hissetmeye başlaması ve EKG’ler çektirmek için doktorlara koşturması da bundandır. Darwin de aslında yoğun empati kurbanıdır denilebilir. “Bir dönem boyunca sadece maymunlarla çalışmış, neredeyse onlarla yatıp onlarla kalkar hale gelmiş ve bir noktadan sonra empatisi görsel imgelerin yoğun şarjı altında tavan yapmış, ‘Ben de maymunum!’ deyip işin içinden çıkmıştır.” psikolojik tahlili psikologların aklına çok yatmaktadır. Empatinin gizli şarjının Darwin’in teorisinin satır aralarını belirlemesi çok insancıl bir etkilenmedir aslında. Yani özetle sürekli gözünüzün önünde olan şeyler empatinizin minvalini belirler ve bu, çoğunlukla kontrol edilemez şekilde gerçekleşir ve işte o zaman empatiniz sıçrama tahtanız yerine kollarınızdaki kelepçe olur.

    Diğer kutbu: Ötekileştirme

    Duygularınız üzerinde tur atmanız sadece empatiyle olmaz. Bunlardan bir diğeri de empatinin karşı komşusu olan “ötekileştirme”dir. Empatiyle nasıl birilerine kement atıp, serumla damla damla beslenir gibi onun duygusundan parçalar alırsanız, ötekileştirme ile de elinizin tersiyle birilerini öyle bir itersiniz ki bizzat bu itiş gücünün öfkesiyle kendinizi tatmin edersiniz. Empatide de, ötekileştirmede de temel duygu aslında benliktir. Empatide hayata bizim gibi bakanların referansıyla tercihlerimizin doğruluğunu onaylayarak benliksel tatlar damıtırken, ötekileştirmede ise ötekiyle aranıza çizdiğiniz çizginin kalınlığıyla benliğinizin altını çizmiş olursunuz. Çığlık çığlığa “Ben o değilim!” diye reddetmek “Benim bir kimliğim var!” yaygarası gibidir. Ne kadar “öteki” yaparsak onu, o kadar “ben” olmuş sanırız kendimizi.

    İdeolojik kamplaşmalar, aşırı milliyetçilik, siyasal görüşler arası kalın ve aslında çarpık çizgiler, tuttuğumuz takımdan daha çok reddettiğimiz takımların olması hepsi bu ötekileştirme kültüründen beslenir. “Empati” ne ise o kadar o değildir “ötekileştirme”. Aynı sayfa içinde bile barınamayacak kadar farklıdır. Binaenaleyh “öteki” haftanın konusu olmuştur.
    Teyel: Seyrek ve eğreti dikiş



  2. #2
    Prof. Dr.
    Bilgilere Ulaşabilmek İçin Üstteki Düğmeleri Kullanın
    Üyelik tarihi
    10 Apr 07
    Şehir
    07 ANTALYA
    Üniversite
    Suleyman Demirel Universitesi
    Meslek
    gıda mühendisi
    Sektör
    yemek
    Mesajlar
    3.368
    Konular
    892
    Eklentileriniz
    172
    Kazanılan Kredi
    8600
    Kullanılan Kredi
    26
    Kalan Kredi
    8574

    Standart Cvp: empati

    Empatinin Tanımı ve Tarihçesi

    Empati, bir insanın, kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamasıdır. Basit gibi gözüken bu tanımın gerisinde pek çok kuramsal öğe bulunmaktadır ve belki de bu yüzden sözkonusu tanıma ulaşılması oldukça zaman almıştır. Empatinin tarihçesine baktığımızda Eski Yunanca’daki “empathera” terimlerinden geldiğini görürüz. teriminden yararlanarak İngilizce’ye “empathy” olarak tercüme etmiştir. Yunanca’da “em” içine “patheia” ise algılama anlamı taşımaktadır. Böylece empati kavramı psikoloji ve psikiyatride yerini almıştır. Günümüzde empati kavramını en iyi şekilde açıklayan açıklayan Carl Rogers’dır. Rogers, kişiler arasında önemli yeri olan empati kavramı üzerinde çok araştırma yapmış ve bu kavramı farklı zamanlarda farklı şekillerde tanımlamış,1970 yılında ise empatiyi son şekli ile tanımlayarak diğer araştırmacıların da bu tanım üzerinde mutabık kalmasını sağlamıştır. Rogers’a göre : “empati, bir kişinin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak,o kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlaması,hissetmesi ve bu durumu ona iletmesi sürecidir”. Carl Rogers’ın yapmış olduğu bu tanım
    üç temel öğeden oluşmaktadır. Bir insanın karşısındaki bir kişi ile empati kurabilmesi için gerekli olan bu öğeleri şöyle sıralayabiliriz:

    1) Empati kuracak kişi kendisini karşısındakinin yerine koymalı, olaylara onun bakış açısıyla bakmalıdır.
    Her insan gerek kendisini gerek çevresini, kendisine özgü bir biçimde algılar; yani her insan dünyaya, kendi bakış tarzıyla bakar. Eğer bir insanı anlamak istiyorsak, dünyaya onun bakış tarzıyla bakmalı, gerçekleştirmek için de empati kurmak istediğimiz kişinin rolüne girmeli, onun yerine geçerek adeta olaylara onun gözlüklerinin gerisinden bakmalıyız. Karşımızdaki kişinin rolüne girerek empati kurduğumuzda, o kişinin rolünde kısa bir süre kalmalı, daha sonra da bu rolden çıkarak kendi rolümüze geçebilmeliyiz. Aksi halde empati kurmuş sayılmayız. Karşımızdaki ile özdeşim kurmak (ona benzemek) veya ona sempati duymak, empatiden farklı şeylerdir.

    2) Empati kurmuş sayılmamız için, karşımızdaki kişinin duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamamız gereklidir.
    Karşımızdakinin yanlızca duygularını veya yanlızca düşüncelerini anlamış olmak yeterli değildir. Karşımızdakinin rolüne girerek onun ne düşündüğünü anlamamız, bilişsel nitelikli bir etkinlik, karşımızdakinin hissettiklerinin aynısını hissetmemiz ise duygusal nitelikli bir etkinliktir. Bilişsel rol alma duygusal rol almanın ön şartı sayılabilir. Fakat çoğu araştırmacının üzerinde uzlaştığı görüş, empatinin bilişsel ve duygusal bileşenlerden oluştuğu yolundadır.

    3) Empati tanımındaki son öğe ise,empati kuran kişinin zihninde oluşan empatik anlayışın, karşıdaki kişiye iletilmesi davranışıdır.
    Karşımızdaki kişinin duygularını ve düşüncelerini tam olarak anlasak bile eğer anladığımızı ifade etmezsek empati kurma sürecini tamamlamış sayılmayız. Araştırmacılar,insanların zihinlerinde kurdukları empatiyle, karşılarındaki kişiye
    ilettikleri empati arasında farklılık olduğunu belirtmektedirler. Karşımızdaki insanlara empatik tepki vermenen iki yolu vardır: Yüzümüzü ve bedenimizi kullanarak onu anladığımızı ifade etmek. Empatik tepki vermenin en etkili yolu herhalde bu ikisini birlikte kullanmaktır. Bir sıkıntımız olduğunda, bizimle konuşan kişi, dostça bir gülümsemeyle kolumuza dokunup sıkıntımızı sözelleştirirse, örneğin "son günlerde çok bunalmışsın" derse, rahatladığımızı hissedebiliriz.

    Empatinin Sempatiden Farklılığı

    Bir insana sempati duymak demek, o insanın sahip olduğu duygu ve düşüncelerin aynısına sahip olmak demektir. Karşımızdaki kişiye sempati duyuyorsak, onunla birlikte acı çekeriz yada seviniriz. Empati kurduğumuzda ise karşımızdakinin duygu ve düşüncelerini anlamak esastır. Kendimizi sempati kurduğumuz kişinin yerine koymamız ve onu anlamamız şart değildir; sempatide "yandaş" olmak esastır. Empati kurduğumuzda ise karşımızdaki kişiyle aynı duyguları ve görüşleri paylaşmamız gerekmez; sadece onun duygularını ve düşüncelerini anlamaya çalışırız. Bir insanı anlamak başka şeydir, ona hakvermek başka şey. Empatide anlamak, sempati de ise anlamış olalım ya da olmayalım, karşımızdakine hak vermek sözkonusudur.

    Empati sadece kendisiyle empati kurulana yararı olan bir etkinlik değildir. Empati, empatiyi kuran kişi için de önemlidir. Empatik becerileri ve eğilimleri yüksek olan, bu yüzden de diğer insanlara yardım eden kişilerin, çevreleri tarafından sevilme ihtimalleri artar. Bell ve Hall(1954) yaptıkları araştırmada, liderlik özelliğine sahip kişilerin empati kurma becerilerinin yüksek olduğu belirlenmiştir. Bir araştırmada, piyano ve keman çalan gençlerin empatik becerileri ve kendilerine yönelik saygı düzeyleri, müzikle uğraşmayan gençlerinkine oranla daha yüksek bulunmuştur. Yine benzeri bir araştırmada, kedi köpek gibi evcil hayvanların beslendiği evlerdeki çocukların empatik becerileri (bilişsel ve duygusal rol alma becerileri), evcil hayvan beslenmeyen evlerdeki çocukların empatik becerilerinden daha yüksek bulunmuştur.Bu bulgular,kişilerin ilgi alanları ile empatik becerileri arasında ilişki bulunduğu anlamına gelmektedir. Müzik, evcil hayvan gibi uğraş edinmek muhtemelen kişilerin empatik anlayışlarını/becerilerini arttırmaktadır. Bir araştırmaya göre, meraklarına anne ve babalarından karşılık bulan çocuklar, yetişkin olduklarında, aynı ortamda yetişmeyenlere oranla daha yüksek empatik ilgiye sahip olmaktadırlar.

    Aşamalı Empati Sınıflaması


    Onlar Basamağı

    Bu basamakta tepki veren kişi karşısındaki kişinin kendisine anlattığı sorun üzerine düşünmez, sorun sahibinin duygu ve düşüncelerine dikkat etmez, bu soruna ilişkin kendi duygu ve düşüncelerinden söz etmez. Sorunu dinleyen kişi, sorun sahibine toplumun görüşlerini dile getirmektedir. Bu basamakta tepki veren kişi, birtakım genellemeler yapar, atasözleri kullanır. Örneğin parasını israf ettiği için yakınan bir kişiye "ayağını yorganına göre uzat" dersem, Onlar basamağında bir empatik tepki vermiş olurum. Bu sözlerimle karşımdaki kişinin ya da benim duygu ya da düşüncelerimiz yer almamakta, yalnızca toplumun bu konu ile ilişkin görüşü yansıtılmaktadır.

    Ben Basamağı

    Bu basamakta empatik tepki veren kişi, benmerkezcidir; kendisine sorununu anlatan kişinin duygu ve düşüncelerine eğilmek yerine, sorunun sahibini eleştirir, ona akıl verir; bazende kişiyi kendi sorunlarıyla başbaşa bırakıp kendinden söz etmeye başlar. Örneğin "ben" basamağına uygun empatik tepki veren bir kişi, dinlediği sorun karşısında "üzüldüm, aynı dert bende de var" der ve böylece sorun sahibini sorunuyla yüzüstü bırakıp kendi sorunlarını anlatmaya başlar. Ben basamağında empatik tepki veren kişi, karşısındaki insanı bir ölçüde rahatlatabilir.

    Sen Basamağı

    Bu basamakta empatik tepki veren bir kişi, kendisine sorununu ileten kişini rolüne girer, olaylara o kişinin bakış açısıyla bakar. Yani kendisine iletilen sorun karşısında, toplumun ya da kendisinin düşüncelerini dile getirmez, doğrudan doğruya karşısındaki kişinin duyguları ve düşünceleri üzerinde odaklaşarak, o kişinin ne düşündüğünü ve hissettiğini anlamaya çalışır.

    Yukarıda sıralanan üç temel empati basamağını kapsayacak şekilde on alt Basamak oluşturulabilir:

    1.Senin problemin karşısında başkaları ne düşünür, ne hisseder: Bu basamakta empati kurmaya çalışan kişi, birtakım genellemeler yapar, felsefi görüşlere, atasözlerine başvurabilir, dinlediği soruna ilişkin olarak genelde toplumun neler hissedebileceğini dile getirir; sorununu anlatan kişiyi toplumun değer yargıları açısından eleştirir.

    2.Eleştiri: Dinleyen kişi, sorununu anlatan kişiyi kendi görüşleri açısından eleştirir,yargılar.

    3.Akıl Verme: Karşısındakine akıl verir, ona ne yapması gerektiğini söyler.


    4.Teşhis: Kendisine anlatılan sorunu ya da sorunu anlatan kişiye teşhis koyar; örneğin "bu durumun sebebi toplumsal baskıdır" ya da "sen bunu kendine fazla dert ediyorsun" der.

    5.Ben de Var: Kendisine anlatılan soruna ya da sorunun benzerinin kendisinde de bulunduğunu söyler; "aynı benim başımda" diye söze başlar ve kendi sorununu anlatmaya başlar.

    6.Benim Duygularım: Dinlediği sorun karşısında kendi duygularını sözle ya da davranışla ifade eder; örneğin "üzüldüm" ya da "sevindim" der.

    7.Destekleme: Karşısındaki kişinin sözlerini tekrarlamadan, onu anladığını ve desteklediğini belirtir.

    8.Soruna Eğilme: Kendisine anlatılan soruna eğilir, sorunu irdeler, konuya ilişkin sorular sorar.

    9.Tekrarlama: Kendisine iletilen mesajı (sorunu), gerektiğinde mesaj sahibinin kullandığı bazı kelimelere de yer vererek özetler; yani dilediği mesajı kaynağına yansıtmış olur.

    10.Derin Duyguları Anlama: Bu basamakta empati kuran kişi, kendisini empati kurduğu kişinin yerine koyarak onun açıkça ifade ettiği ya da etmediği tüm duygularını ve onlara eşlik eden düşüncelerini farkeder ve bu durumu ona ifade eder.


    Empati Üzerine Küçük Bir Hikaye


    Evliliğinden beri evinde kalan babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyor ve onun evde bir fazlalık olduğunu düşünüyordu. Tartışmalar bazen inanılmaz boyutlara ulaşıyordu. Yine böyle bir tartışma anında eşi bütün bağları kopardı ve "Ya ben giderim, yada baban bu evde kalmayacak" diyerek rest çekti. Eşini kaybetmeyi göze alamazdı. Babası yüzünden çıkan tartışmalar dışında mutlu bir yuvası sevdiği ve kendini seven bir eşi ve birde çocukları vardı. Eşi için çok mücadele etmişti evliliği sırasında. Ailesini ikna etmek için çok uğraşmış ve çok sorunlarla karşılaşmıştı. Hala ona ölürcesine seviyordu. Çaresizlik içinde ne yapacağını düşündü ve kendince bir çözüm yolu buldu.

    Yıllar önce avcılık merakı yüzünden kendisi için yaptırdığı kulübe tipi dağ evine götürecekti babasını. Haftada bir uğrayacak ve ihtiyacı neyse karşılayacak, böylelikle eşiyle de bu tür sorunlar yaşamayacaktı.

    Babasına lazım olacak bütün malzemeleri hazırladıktan sonra yatalak babasını yatağından kaldırdı ve kucakladığı gibi arabaya attı. Oğlu Can "Baba bende seninle gelmek istiyorum" diye ısrar edince onu da arabaya aldı ve birlikte yola koyuldular. Karakışın tam ortalarıydı ve korkunç bir soğuk vardı. Kar ve tipi yüzünden yolu zor seçiyorlardı. Minik can sürekli babasına "Baba nereye gidiyoruz ?" diye soruyor ama cevap alamıyordu. Öte yandan nereye götürüldüğünü anlayan yaşlı adamsa gizli gizli gözyaşı döküyor oğlu ve torununa belli etmemeye çalışıyordu. Saatler süren zorlu yolculuktan sonra dağ evine ulaştılar. Epeydir buraya gelmemişti. Baraka tipindeki dağ evi artık çürümeye yüz tutmuş, tavan akıyordu. Barakanın bir köşesini temizledi hazırladı ve arabadan yüklendiği yatağı oraya itina ile serdi. Sonra diğer malzemeleri taşıdı en sonda babasını sırtlayarak yatağa yerleştirdi.


    Tipi adeta barakanın içinde hissediliyordu. Barakanın içinde fırtına vardı adeta. Çaresizlik içinde babasını izledi. Daha şimdiden üşümeye başlamıştı. Yarın yine gelir bir yorgan ve birkaç battaniye getiririm diye düşündü. Öyle üzgündü ki Dünya başına göçüyor gibiydi. O bu duygular içindeyken babası yüreğine bıçak saplanmış gibiydi. Yıllarca emek verdiği oğlu tarafından bir barakaya terk ediliyordu. Gururu incinmişti içi yanıyordu ama belli etmemeye çalışıyordu. Minik Can ise olanlara hiçbir anlam veremiyordu. Anlamsızca ama dedesinden ayrılacak olmanın vermiş olduğu üzüntüyle sadece seyrediyordu.


    Artık gitme zamanıydı. Babasının yatağına eğildi yanaklarını ve ellerini defalarca öptü. Beni affet der gibi sarıldı, kokladı. Artık ikisi de kendine hakim olamıyor ve hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Buna mecburum der gibi baktı babasının yüzüne ve Can'ın elini tutup hızla barakayı terketti. Arabaya bindiler. Can yola çıktıklarında ağlamaya başladı neden dedemi o soğuk yerde bıraktın diye. Verecek hiçbir cevap bulamıyordu, annen böyle istiyor diyemiyordu. Can "Baba sen yaşlandığında bende seni buraya mı getireceğim" diye sorunca Dünyası başına yıkıldı. O sorunun yöneltilmesiyle birlikte deliler gibi geri çevirdi arabayı. Barakaya ulaştığında "Beni affet baba" diyerek babasının boynuna sarıldı. Baba oğul sıkı sıkı sarılmış ve çocuklar gibi hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı. Oğlu "Baba beni affet, sana bu muameleyi yaptığım için beni affet" diye hatasını belli ediyordu. Babası oğlunun bu sözlerine en anlamlı cevabı veriyordu...


    "Geri geleceğini biliyordum yavrum. Ben babamı dağ başına atmadım ki, sen beni atasın. Beni bu dağda bırakamayacağını biliyordum.



  3. #3
    Ar. Gör. tuanabelit - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Bilgilere Ulaşabilmek İçin Üstteki Düğmeleri Kullanın
    Üyelik tarihi
    28 Apr 08
    Yaş
    28
    Şehir
    34 İST AVR.
    Üniversite
    Selcuk Universitesi
    Meslek
    gıda mühendisi
    Sektör
    gıda labaratuarı
    Mesajlar
    1.198
    Konular
    308
    Eklentileriniz
    23
    Kazanılan Kredi
    1150
    Kullanılan Kredi
    13
    Kalan Kredi
    1137

    Standart Cvp: empati

    çooooooookkkkk güzel bir hikaye empati üzerine olsa gerek okuyunca tüylerim diken diken oldu sırlar dünyası geldi bir an aklıma oradada böyle hikayeler çok oluyor teşekkür ederim gülsel ablacım



Benzer Konular

  1. Duygusal Zeka ve Empati
    By tubadaysal in forum Gıda Sektöründe Kişisel Gelişim
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 10-06-2007, 23:10
  2. Empati-Sanırım Biraz İhtiyacımız Var...
    By Oğuz Pelikli in forum Gıda Sektöründe Kişisel Gelişim
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 08-05-2007, 07:58

Konuyu İnceleyen Üye Sayisi: 0

You do not have permission to view the list of names.

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0