Ülkemizde ve tüm dünyada bilinçli tüketicilerin çoğalmasıyla birlikte gıda ürünlerindeki seçicilik de gün geçtikçe artıyor. Tüketiciler özellikle tükettikleri gıdaların içindeki vitamin ve mineralleri en iyi şekilde koruyan ambalajları seçmeye özen gösteriyorlar. Hal böyle olunca gıda ambalajlarının sağlığa etkileri de temel tartışma konusu oluyor
Günlük hayatta tükettiğimiz tüm gıdalar bizlere ambalaj içerisinde sunuluyor. Market raflarındaki gıda ürünleri cam, karton kutu, metal kutu ya da plastik ambalaj içerisinde muhafaza edilerek tüketicilere ulaştırılıyor. Örneğin tüketiciler gıda ürünleri arasında yer alan sütleri çoğunlukla karton ambalajlarda, suları cam ya da plastik PET şişelerde, konserveleri, kola gibi gazlı içecekleri ya da meyve sularını metal kutu ambalajlarda satın alıyor. Birçok çeşidi ve fonksiyonu bulunan gıda ambalajları, gıda güvenliğini ve kalitesini koruma misyonunu da üstlendiği için insan sağlığı üzerinde de etkili oluyor. Bu nedenle firmalar her gıdanın içeriğine uygun ambalaj türünü seçerek tüketiciye sunuyor.
“Türkiye’de plastik tüketiminin yüzde 40’ı ambalaj sektöründe kullanılıyor”
Gıdaların içerdiği tüm özellikleri koruyan, tüketim ömürlerini uzatan ambalajların birçok çeşidi bulunuyor ve plastik ambalaj türü de bunlar arasında yer alıyor. Su, ayran, yoğurt gibi ürünlerin muhafazasında kullanılan plastik ambalajlar, sert ve esnek çeşitleriyle tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de fazla kullanılıyor. Plastiğin, özellikle daha uzun süre gıdayı taze tutmak isteyen üreticilerin tercih ettiği bir ambalaj türü olduğunu belirten Türk Plastik Sanayicileri Araştırma, Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Aksoy, plastik ambalajların yarattığı kullanım kolaylıkları, taşıma sırasında üretici ve dağıtıcılara sunduğu avantajlar nedeniyle çok sık kullanıldığını söyledi. Aksoy, Dünya Gıda’ya şöyle konuştu: “Türkiye’de plastik tüketiminin yüzde 40’ı ambalaj sektöründe kullanılıyor. Bu oran diğer ülkelerde yüzde 30 ile yüzde 60 arasında değişiyor. Gıda ambalajlarında ise plastiğin kullanımının önümüzdeki yıllarda artacağını tahmin ediyoruz. Plastikler, koruyucu özellikler ve işlenebilirlik konularındaki esneklikleri sayesinde; küçük, mikro dalga fırına konulabilen, kolayca açılan veya açıldıktan sonra tekrar kapatılabilen ambalajlardaki pratik, zaman kazandıran hazır veya donmuş yemeklerde kullanılabiliyor. Kolaylık sağlayan bu ürünlere karşı olan eğilim, giderek daha fazla kişinin bunları alabilmesi sayesinde büyüyor ve gelişiyor.”
PET ambalajların kullanım alanı artıyor
Diğer ambalaj türleri gibi pek çok çeşidi bulunan plastik ambalajların da, her ürüne göre ayrı bir türü bulunuyor. Plastik ambalaj türleri arasında yer alan sert ambalaj alanındaki PET ambalajlar, son yıllarda çok fazla kullanılıyor. PET ambalajlar için yüksek büyüme oranları beklediklerini vurgulayan Aksoy, “PET malzemenin ana uygulamaları gazlı içecekler ve maden suyu şişeleri. Avrupa ve ABD’de, PET şişeler artık bira ambalajı olarak da test ediliyor. PET’in önemini artıracak uygulamalar arasında reçel gibi sıcak olarak doldurulan yiyecekler de yer alıyor” diye konuştu. Aksoy ayrıca, plastikler sayesinde taze mahsullerden süt ürünlerine, içeceklere kadar pek çok yiyeceğin taze, güvenli bir şekilde saklandığını ve ürünleri dökülmeye karşı koruyarak uzun mesafelere taşınmasının sağlandığını da sözlerine ekledi.
Plastikler gıda ambalajlamada kullanılırken uyulması gereken tüm kurallar gıda kodeksinde ve bu konuda yayınlanmış AB ve Birleşmiş Milletler standartlarında yer alıyor. Bu nedenle plastik gıda ambalajları dahil olmak üzere tüm gıda ambalajlarının da bu şartları sağlamış olması gerekiyor.
Metal ambalaj kutuları, gıdaları birçok etkenden korumayı amaçlıyor
Ülkemizde ve tüm dünyada son zamanlarda bilinçli tüketicilerin çoğalmasıyla birlikte gıda ürünlerindeki seçicilik de gün geçtikçe artıyor. Tüketiciler özellikle tükettikleri gıdaların içindeki vitamin ve mineralleri en iyi şekilde koruyan ambalajları seçmeye özen gösteriyorlar. Alkollü içecekler, meyve suları, soda ve gazlı içecekler gibi birçok gıda ürününü barındıran metal ambalaj kutuları da, gıdaları birçok etkenden korumayı amaçlıyor. İçecek ambalajı üreticisi Rexam Kalite Müdürü Faik Önaldı, gaz kaçışı ve direkt gün ışığına maruz kalmaması gereken ürünler için ideal koruma ve paketleme ortamını sağlamalarının, metal içecek kutularının tercih edilme nedenlerinin en başında geldiğini belirtti. Bunun yanı sıra metal kutuların dış darbelere fiziksel dayanımı, sevkıyat ve stoklamada sağladığı avantajların da tercih edilmelerini sağladığını söyleyen Önaldı, şöyle konuştu: “Gıdalarda metal kutuların kullanılması onlara birçok avantaj katıyor. Özellikle metal içecek kutuları üretim teknolojisinin bir sonucu olarak daha hızlı ve etkin dolum imkanı sağlıyor. Öte yandan metal ambalaj kutusunun kullanılması durumunda gıda ürünü için ekstra bir etiketleme ihtiyacına da gerek kalmıyor.” Metal içecek kutularının gıdalarda kullanılmasının sağlık üzerinde herhangi bir olumsuz etki yaratmadığını da vurgulayan Önaldı, bunun, metal kutu üretim teknolojisinin özelliği gereği, gıda maddesi ve metal içecek kutusunun birbirleriyle temas etmemesinden kaynaklandığını söyledi.
Türkiye’de üretilen karton ambalajların yüzde 46’sı gıdalarda kullanılıyor
Gıda ürünlerinde kullanılan bir diğer ambalaj türü ise karton ambalajlar. Karton ambalajlara tüketiciler genellikle süt, şeker, çikolata, meyve suyu gibi gıdalarda rastlıyor. Türkiye’de üretilen karton ambalajların yüzde 46’sının gıda ürünleri için kullanıldığını belirten Karton Ambalaj Sanayicileri Derneği (KASAD) Yönetim Kurulu Başkanı Süleyman Ertem, bu yüzdenin ağırlığını çikolata ve şekerleme ambalajlarının oluşturduğunu söyledi. Gıdaya uygun belgeli hammaddeyle BRC veya HACCP belgeli kuruluşlarda üretilen karton ambalajların, tüm gıda ürünlerinde tereddütsüz kullanılabileceğini vurgulayan Ertem, şunları söyledi: “Doğru seçilmiş karton cinsleriyle üretilen karton ambalajlar, taşıdığı gıda ürününü korur ve kullanım anına kadar sorunsuz ulaşmasını sağlar. Karton ambalajlar aynı zamanda ürünlerin birçok özelliklerini öne çıkarırlar. Örneğin, aynı ölçüde bir kutuyu 5-6 yönden ve değişik fonksiyonlarda açabilecek şekilde dizayn etmek olasıdır. Öte yandan kare yapısı sayesinde sergilenme ve istiflenme kolaylığı yaratması, kaliteli ofset baskı yapılma özelliği ile albeni yaratması ve çevre dostu olması, karton ambalajları öne çıkaran özellikler arasında yer alıyor.”
Ambalajlar, bazı şartlar sağlanmadığında insan sağlığını etkileyebiliyor
İster plastik olsun ister cam, karton, metal olsun dünyada üretilen tüm ambalajların yaklaşık yüzde 45’i gıda sektöründe kullanılıyor. Gıda ve içecekler temas ettikleri ambalaj malzemesiyle birebir etkileşim içinde oluyorlar ve bu nedenle de ambalajlar, bazı şartlar sağlanmadığında insan sağlığını olumsuz etkileyebiliyorlar. Uygun olmayan ambalaj ve ürün kullanıldığında üründe ilk olarak fiziksel ve renksel değişim ile lezzet ve aroma kaybının hissedildiğini kaydeden Gıda Güvenliği Derneği (GGD) Başkanı Samim Saner, şunları söyledi: “Uygunsuz ambalaj yüzünden vitamin, mineral, protein kayıpları, hatta bozulmalar olabilir. En tehlikelisi ve önemlisi mikrobiyolojik, enzimatik bozunmalar ve kimyasal reaksiyonlardır. Bunlar direkt insan sağlığını etkileyecek faktörlerdir.” Saner ayrıca, gıdaların temas ettikleri ambalaj malzemesi ile kimyasal bir laboratuvardaki çözücüler gibi reaksiyona girebileceğini de sözlerine ekledi ve “Örneğin, gıda asitleri metallerde korozyona, sıvı yağlar plastiklerde şişme ve sızıntıya ya da içecekler karton malzemelerin yapısında bozulmaya sebep olabilir. Aslında gıda ile temas eden hiçbir malzeme ve madde; ambalaj malzemesi kimyasal olarak inert olmayıp, her zaman kimyasal bileşenlerinin gıdaya geçiş, yani migrasyon riski mevcuttur. Migrasyon hem gıda güvenliği hem de gıda kalitesi açısından önem taşır. Söz konusu migrasyon miktarları, gıdada direkt katkı maddesi olarak kullanılan maddeler ile aynı seviyelerde olabilir (mg/kg)” diye konuştu.
Gıda ambalajlarında temel problem kimyasal bulaşma
Uzun ömürlü gıda ürünlerinin sağlanması için asırlar önce üretilmeye başlanan cam kavanozlar gıda ambalajı endüstrisinin ilk örneklerini oluşturuyor. Cam kavanozların ardından günümüze kadar uzanan zamanda plastik, metal, kağıt ve karton ambalajlar birçok gıda ürününde kullanılıyor. Günümüzde gıda ambalajlarında en fazla plastiklerin kullanıldığını ifade eden Saner, “Ambalaj sektörü açısından sahip olduğu çeşitli olumlu özellikler nedeniyle plastik, vazgeçilmez bir malzeme. Plastiğin ambalaj sektöründeki payı yaklaşık yüzde 35 seviyesinde. Bu da demek oluyor ki ambalaj malzemelerinin üçte birinden fazlası plastik. Cam ve metal ambalajlar 2. ve 3. sırada, kağıt ambalajlar ise 4. sırada yer alıyor” dedi. Ambalajların büyük payını oluşturan plastikler ergonomisi ve hafifliğinin yanı sıra hijyenikliğinin kolay sağlanmasıyla da üreticiler açısından avantajlı görülüyor. Ancak bu malzemelerin birtakım dezavantajları da bulunuyor. Monomerlerden ve bazı katkılardan yapılan plastiklerin uygun sıcaklık ve sürede, uygun ürünle kullanılmadığında insan sağlığı için kimyasal bulaşma tehlikesi yaratabileceğine dikkat çeken Saner, plastik ambalajların dezavantajlarıyla ilgili şunları söyledi: “Plastik ambalajlarda izinli monomerler kullanılsa da bu problem ortaya çıkabilir. Örneğin; mikrodalgaya uygun olmayan kapla mikrodalgada kullanılan ambalaj, ambalajın ürünle uyumsuz olması, atık olması gereken ambalajın tekrar uygun olmayan ürünle kullanılması gibi. Buradaki kimyasal bulaşma probleminin adı ‘migrasyon’ dur ve kontrolü şarttır.”
Gıda ambalajları tarihinde ilk olarak yerini alan cam ambalajlar yüzde 100 geri dönüştürülebilen ve sonsuz kullanım özelliğine sahip tek madde. Yapısından dolayı sınırlı çeşitlerde üretilen cam ambalajlar, kimyasal dayanımının fazla olması, herhangi bir tat ve koku değişimine neden olmamasından dolayı da oldukça fazla kullanılıyor. Hijyenikliğinin kolay sağlanması ve sterilize edilebilmesinden dolayı cam ambalajların oldukça avantajlı olduğunu söyleyen Saner, “ Birçok özelliğinin yanı sıra cam ambalajlar için de dezavantajlar bulunuyor. Cam hammaddelerinin içerdiği safsızlıklara bağlı olarak kurşun, kadmiyum gibi bazı ağır metallerin de cam ile temasta olan gıdaya geçmesi, yani migrasyon riski bulunmaktadır. Bununla birlikte cam için temel dezavantaj taşınma zorluğu, kırılma, kırılma sonrası saçılma, güneş ışığından etkilenen numuneler için bozunmaya neden olmasıdır” diye konuştu.
“Gıda ambalajları sattığı ürünü korumalı, koruduğunu da satmalı”
Metal ambalajlar ise ambalaj sektöründeki payı açısından 3. sırada yer alıyor. Yumuşatılarak şekil verilmesinden dolayı ambalaj sektörüne giren metal ambalajlar, daha çok gazlı ve gazsız içeceklerde kullanılıyor. Metal ambalajların ısıtma ve hemen soğutma yapması, kemirgen ve böceklere karşı sağlam olması, gıdaları güvenilir şekilde uzun süre muhafaza etmesi gibi birtakım avantajlarının olduğunu söyleyen Saner, her ambalajda olduğu gibi metallerde de dezavantajların olduğunu belirtti ve “Metal ambalajlar için en büyük problem uygun laklarla hazırlanmamış ambalajın ürünle oluşturduğu tehlikedir. Burada da ürüne metal (kalay/krom) ya da uygun olmayan lak malzemesinin migrasyonu söz konusudur. Ancak uygun laklar kullanılarak gerekli şekilde işleme tabi tutulmuş ise metal ambalajlar içindeki ürün ile zararlı reaksiyona girmezler” dedi.
Genel olarak tüm gıda ambalajlarının, sattığı ürünü korumak, koruduğu ürünü de satmak gibi bir misyonu olması gerektiğine dikkat çeken Saner, gıdaların ambalaj içerisinde raf ömründen önce bozulmaması için uygun ambalaj türünde paketlenmiş olması ve ambalaj bütünlüğünün (yırtık, delik olmaması, kaynakların sağlam olması gibi) bozulmamış olması gerektiğini söyledi. Saner ayrıca, izlenebilirlik konusunun da ambalajlar için çok önemli olduğunu belirtti ve “Ambalaj ile ilgili değinilmesi gereken bir diğer konu ise; gıda güvenliğinin en önemli kriterlerinden bir tanesi olan izlenebilirlik konusudur. İzlenebilirliğin sağlanması ancak ambalaj kullanımının yaygınlaşması ile mümkündür” dedi.