Uygulamalı kimyanın bir kolu olan gıda kimyası yiyecek ve içeceklerin nitelik ve niceliklerinden, oluşum, üretim, hazırlama, analiz ve saklama yöntemlerinden, sindirim sırasındaki durum ve değişmelerinden, halkın sağlığını koruma bakımından zararlı maddelerden ve besin maddeleri alış verişini denetlemeden söz eden bir bilim dalıdır. Gıda kimyası ve beslenme fizyolojisi beslenme biliminin önemli birer parçası olarak birbirinden ayrılamazlar, gıda kimyası yeni bir doğal bilim dalı olarak görülmektedir.
Gıda kimyası kısaca gıdaların bileşenleri, yapısı ve bunlarda meydana gelen değişimlerin ilmidir. Gıda kimyası bize gıdaların muhafaza, hazırlama, işleme gibi gıda teknolojisi aşamalarının daha iyi anlaşılabilmesini ve gıda maddelerinin kullanılması için uygun şartları temin eder.
Gıdalardaki Besin Bileşenleri
1. Karbonhidratlar
2. Yağ ve yağ benzeri maddeler
3. Proteinler
4. Su
5. Mineral maddeler
6. Vitaminler
7. Enzimler
8. Alkoller
9. Alkoloitler
10. Eterik yağlar(uçucu yağlar)
11. Organik asitler
VÜCUT İÇİN GEREKLİ MİNERALLER
Canlı organizmasının fonksiyonlarını sağlıklı bir şekilde yerine getirebilmesi daha doğrusu yaşamını sürdürebilmesi için, besin maddeleri su ve vitaminler yanında minerallere de ihtiyacı vardır. Bazı minerallerin vücut fonksiyonları yönünden önemi, vitaminlerin ve hormonların ki kadar fazladır.Genel olarak bu mineral maddeler besin maddeleri içerisinde kolaylıkla sağlandığından çoğu kez yokluk halleri ile karşılaşılmamaktadır.Mineraller arasında bir bölümü, biyokimyasal görevleri yönünden büyük önem taşırlar.Bunlar özellikle, başta sodyum, potasyum, klor, kalsiyum, magnezyum, fosfor, kükürt olmak üzere demir, mangan, bakır, iyot, kobalt, çinko, flour, kadmium gibi minerallerdir.
Sodyumodyum, vücut sıvılarında en yoğun şekilde bulunan elementtir. Özellikle plazma ve intersellüler sıvıda yüksek oranda bulunur. Tabiatta NaCl halinde yaygın şekilde bulunduğundan; vücut, yemeklere ilave edilen tuzla, sodyum ihtiyacını kolaylıkla karşılar.Tuzun fazlası yine NaCl şeklinde çok büyük ölçüde idrarla, daha az olmak üzere de ter ve gaita ile dışarı atılır.Günlük NaCl ihtiyacı 3 gram civarındadır.Gerçekte normal kimselerde metabolizma için gerekli Na miktarı bir kaç yüz miligramdan ibarettir.Ancak, kan basıncı yüksek olan kimseler de, NaCl alımı yeterince sınırlandırılmalıdır.Bu sınır 1 gram civarındadır.Plazmadaki Na miktarı % 32 miligram kadardır.devamı
KARBONHİDRATLAR
Fotosentez yapabilen canlılar güneş enerjisini kimyasal enerjiye dönüştürerek karbondioksit ve su kullanarak ürettikleri bileşikleri bağlarında depolarlar.
· Karbonhidratlar insan ve hayvanların diyetlerinin önemli bir bölümünü oluşturur.
· Hayvansal organizmalarda hücrenin kuru ağırlığının %85-90 ı protein iken bitkisel organizmalarda kuru ağırlığın %75 i karbonhidratlardır.
· Laktoz ve glikojen gibi bazı karbonhidratlar hariç tüm karbonhidratlar bitkiler tarafından fotosentez yoluyla üretilip birbirlerine dönüştürülürler.
Monosakkaritler
Karbonhidrat polihidrik alkollerin aldehit ve keton türevleridir. Karbonhidrat yapısındaki en küçük birimler monosakkaritlerdir. Monosakkaritler kristalleşmiş renksiz bileşikler olup çoğu tatlıdır. Bu nedenle basit şekerler olarak da bilinirler. Genel olarak aldehit türevi içeren monosakkaritler aldoz, keton türevi olan monosakkaritler ise ketoz olarak adlandırılır. Monosakkaritler adlandırılırken C sayısı esas alınır ve aldoz şekerin isminin sonuna –oz eki getirilirken ketoz şekerin isminin sonuna –uloz eki getirilir.
KARBON SAYISI ALDEHİT KETON
3 Trioz / Aldotrioz Triuloz / Ketotrioz
4 Tetroz / Aldotetroz Tetruloz / Ketotetroz
5 Pentoz / Aldopentoz Pentuloz / Ketopentoz
6 Heksoz / Aldoheksoz Heksuloz / Ketoheksoz
7 Heptoz / Aldoheptoz Heptuloz / Ketoheptoz
8 Oktoz / Aldooktoz Oktuloz / Ketooktoz
9 Nanoz / Aldonanoz Nanuloz / Ketonanoz
Tablo.1.Monosakkaritlerin genel adlandırılması. Devamı
PROTEİNLER
01.Giriş
Protein Yunanca proteois kelimesinden gelir. Latince de yaşayan varlıklar için elzem azotlu bileşikleri ifade eder. Proteinler hücrede yalnız ribozomlarda sentezlenirler ve diğer organik bileşikler gibi temel olarak karbon, hidrojen ve oksijenden oluşurlar. Bunların dışında en önemli bileşenleri azot ve kükürttür.
02. Aminoasitler
Proteinlerin temel yapı taşı aminoasitlerdir. Bugüne kadar belirlenmiş 20 aminoasit bulunmaktadır. Aminoasitler dallanmış yapıda hidrokarbon zincirleridir. Aminoasitler birbirlerine peptid bağlarıyla bağlanarak peptidleri oluştururlar. Peptidler ise proteinleri meydana getirirler. Her canlının kendine özgü bir protein yapısı vardır. Bu durum farklı türlerin protein yapısının farklı yapıda olmasının yanında aynı türün bireyleri arasında da farklılıklar olduğu anlamına gelmektedir. Bitkiler kök ve yapraklarıyla sağladıkları inorganik bileşiklerden kendilerine özgü proteinleri sentezleyebilirlerken hayvansal organizmalar bunu gerçekleştiremezler. Bu nedenle proteinler besin zincirinde aşağıdan yukarıya doğru taşınır. Otobur beslenen canlılar bitki yapısındaki proteini sindirim sistemlerinde aminoasitlerine kadar parçalayarak kendilerine özgü proteinleri sergilerler. Etobur beslenen canlılar ise protein kaynaklarını başka hayvanlardan sağlayarak kendilerine özgü proteinleri sentezlerler. Devamı için tıklayınız
SU
Su, bilinen tüm yaşam formları için gerekli olan, saf halde iken tatsız ve kokusuz bir maddedir. Küçük miktarlarda çıplak gözle bakıldığında renksizdir. Dünya üzerinde farklı şekillerde bol miktarda bulunur. Birleşmiş Milletler Çevre Programı, Dünya'da 1400 milyon km³ su olduğunu söylemektedir.
devamı için tıklayınız...
VİTAMİNLER
Vitaminler büyümemiz, hücrelerimizin yenilenmesi ve enerji üretimimiz için zorunlu maddelerdir. insan vücüdu vitaminleri kendiliğinden üretemez. Bu yüzden sağlığımız için gerekli olan vitaminleri ya yediğimiz yiyeceklerden veya çeşitli ilave vitamin preparatlarından sağlamamız gerekmektedir.
Mikrobesinler olarak da adlandırılan vitaminler yağlar proteinler ve karbonhidrat gibi makrobesinlerin aksine çok düşük miktarlarda alınabilirler ve kalori içermezler.Vitaminler Yağda Eriyen Vitaminler ve Suda Eriyen Vitaminler olmak üzere iki alt gruba ayrılırlar.
A, D, E ve K vitamininden oluşan yağda eriyen vitaminler sentezleri için kolesterol gerektiren , yağ dokusunda depolanabilen ve ihtiyaç anında salınabilen vitaminlerdir.
B vitamin kompleksleri ailesinden ve C vitaminin den oluşan Suda eriyen vitaminler ise vücutta depolanamazlar ve hergün belirli miktarlarda dışarıdan alınmaları gerekmektedir.
Yağda çözünenler;
Ø A vitamini
Ø D vitamini
Ø E vitamini
Ø K vitamini
Suda çözünenler;
Ø B1 vitamini
Ø B2 vitamini
Ø B3 vitamini
Ø B5 vitamin
Ø B6 vitamini
Ø B12 vitamini
YAĞLAR
Yağlar en basit tanımlamayla organik asitlerle alkollerin yaptıkları esterlerdir. Başka bir tanımla yağ çözücülerde çözünen her şey lipit olarak tanımlanabilir.
Devamı için tıklayınız
YEDİKLERİMİZİN KİMYASI
Günde 3 öğün su yemekleri yediğimizi varsayalım,
• Sabah kahvaltısı: Yağda yumurta, tere yağ, çay
• Öğle yemeği: Domates çorbası, pirinç pilavı, biftek ve kiraz
• Aksam yemeği: Tavuk kızartma, marul ve kahve
Bunlar bildiğimiz yemek isimleri. Acaba bu yemeklerde bulunan kimyasal maddeler nelerdir? Hiç merak ettiniz mi?
Yağda Yumurta
• Ovalbümin, ovomükoid, müsin,globulinler ,amino asitler, lipovitellin, livetin, kolesterol, lesitin, kolin, lipitler ve yag asitleri, lutein, zeaksantin, biotin, β-Karoten, pantotenik asit, riboflavin, tiamin, niasin, folik asit, siyanobalamin, demir, kalsiyum, fosfor, sodyum klorür
Tereyağ
• Bütirik asit, kolesterol, sodyum, niasin, kolin, potasyum, glükoz, pridoksal, demir, çinko, laktoz, askorbik asit, karoten, kalsiyum, magnezyum, folik asit , fosfor, α-Tokoferol, kalekalsiferol, riboflavin, siyanobalamin, doymuş yağ asitleri
Çay
• Kafein, tanen, bütanol, izoamil alkol, hekzanol, fenil etil alkol, benzil alkol, geraniol, 3-Galliol epikatesin, daha en az yüz seksen madde
Domates Çorbasi
• Askorbik asit, sitrik asit, glukoz, sukroz, sodyum klorür, doymus ve doymamis yag asitleri, karoten, folik asit, riboflavin, tiamin, kalsiyum, bakir, demir, magnezyum, mangan, fosfor, potasyum, çinko, bitki proteinleri
Biftek
• Hayvansal proteinler, demir, fosfor, çinko, magnezyum, riboflavin, tiamin, piridoksin, siyanobalamin, kömürleşmiş kısımlarda α-benzpiren (kanserojendir)
Pirinç Pilavı
• Demir, fosfor, sodyum, bakir, askorbik asit , pantotenik asit, glukoz, sukroz, doymus yaglar, kalsiyum, magnezyum, potasyum, çinko, tiamin, niasin, maltoz
Kiraz
• Nisasta, selüloz, pektin, früktoz, sakkaroz, glukoz, malik asit, sitrik asit, süksünik asit, amil asetat, anisil propiyonat, beta karoten, askorbik asit, fosfor, potasyum, riboflavin, tiyamin
Tavuk Kizartması
• Kalsiyum, demir, magnezyum, potasyum, çinko, mangan, askorbik asit, riboflavin, niasin, pantotenik asit, flavin, folik asit, hidroksokobalamin, kolesterol, aktomiyosin, aktinin, gliseridler, fosfolipidler, kolin, spingomiyelin, kefalin, lesitin, glikojen, polihidroksi aldehitler, poli sakkaritler, nükleik asitler, flavinnükleotitler, lipoprotein, hemler, fosfor, sodyum, bakir, laktat, piridoksin, miyosinler, asetin, fitosterol, kollagen, miyoglobin, sitokrom, lisozomlar, elastin, doymus ve doymamış yağlar, enzimler
Marul
• Amino asitler, kalsiyum, fosfor, demir, sodyum, potasyum, riboflavin, niasin, askorbik asit, doymus yaglar, glükoz, piridoksal, alfa tokoferol, çinko, mangan, tiamin, sakkaroz, biyotin, karoten, krom, kobalt, bakır, kükürt, pantotenik asit, folik asit
Kahve
• Kafein, metanol, etanol, aseton, metil astatat, furan, izopren, metil bütanol, kafein, dimetil sülfür, propiyon aldehit, uçucu yağlar, daha yaklaşık üç yüz seksen madde


LinkBack URL
About LinkBacks
odyum, vücut sıvılarında en yoğun şekilde bulunan elementtir. Özellikle plazma ve intersellüler sıvıda yüksek oranda bulunur. Tabiatta NaCl halinde yaygın şekilde bulunduğundan; vücut, yemeklere ilave edilen tuzla, sodyum ihtiyacını kolaylıkla karşılar.Tuzun fazlası yine NaCl şeklinde çok büyük ölçüde idrarla, daha az olmak üzere de ter ve gaita ile dışarı atılır.Günlük NaCl ihtiyacı 3 gram civarındadır.Gerçekte normal kimselerde metabolizma için gerekli Na miktarı bir kaç yüz miligramdan ibarettir.Ancak, kan basıncı yüksek olan kimseler de, NaCl alımı yeterince sınırlandırılmalıdır.Bu sınır 1 gram civarındadır.Plazmadaki Na miktarı % 32 miligram kadardır.devamı
Paylaş







Alıntı


Bookmarks