Gıdadan kaynaklanan hastalığın sırrı
Theodor Escherich’in 1800’lerin sonunda keşfettiği dönemden bugüne ‘Escherichia Coli (E-coli)’, dünyada en çok araştırılan
bakterilerden biri...
MAURIZIO RICCI
Avrupa’nın en tehlikeli kaçağının bir adı var: 0104: H4. Daha fazla bir üne sahip 171 kardeşinden ayırt etmeye yeterli genetik bir kimlik kartı da mevcut. Theodor Escherich’in 1800’lerin sonunda keşfettiği dönemden bugüne Escherichia Coli (E-coli), dünyada en çok araştırılan bakterilerden biri.
E-coli’nin ne tür gıdalarda bulunduğu biliniyor. Her birimiz günde 100 milyar ile 10 bin milyar arasında değişen miktarda bakteriyel hücre salıyoruz. Kuşlar ve memeli hayvanlar da eşit oranda hücreden arınıyor. Bu mikroskobik organizmalar, sıcak kanlı tüm hayvanlara yaşam yolculuklarında eşlik ediyor: 44.5 derece bir sıcaklıkta bağırsağın en alt bölümünde yaşıyorlar. Sindirim sistemi üzerinde çok önemli bir işleve sahipler. Başka bakterilerin tersine dış ortamda üremeseler de su kaynakları ve gıdalarda kirlenmeye neden olabiliyorlar. Çocuk yaşta sofraya oturmadan önce ellerimiz ile meyve ve sebzeleri özenle yıkamamız gerektiğinin E.coliler yüzünden öğütlendiğine şüphe yok.
Kalabalık nüfuslu tüm ailelerde gözlendiği gibi Thomas Escherich’in keşfettiği bakteriler arasında hastalıklara kaynak olabilecek örnekler de mevcut. Bazı tür bakteriler idrar yollarında enfeksiyon, menenjit, peritonit, septisemi ve zatürreeye neden olabilir. Diyare, en klasik bulgudur. E-coli’nin bazı türleri toksik (zehirleyici) maddeler de üretebilir, bu maddelerden biri koleraya neden olan bakterinin benzeridir. Bu bakteri bağırsak hücrelerine nüfus ederek bağırsağın su üretmesine etki eder ve dizanteriye yol açar. Ancak 170 E-coli’den 50’si insan sağlığı açısından çok daha tehlikeli sonuçlara kaynak olabilir. Bunlardan en önemlisi adından da anlaşılacaği üzere 0104: H4’ün kardeşi kabul edilen 0107: H7’dir. Bu bakteriden 100 adet yutulması durumunda çok şiddetli kanlı bir diyareye hedef olunabilir.
Ette gizli tehdit
Bugünlerde Avrupa ülkelerinin gündeminde olan 0104 gibi 0107 de (Stx-2) adıyla tanınan toksik bir madde salgılayarak, proteinlerin üretimini engelleyerek, böbreklere saldırır. 0104’ün çeşitli Avrupa ülkelerinde yayılmasına tanıklık ederken ağabeyi 0107’nin de ürkütücü bir öyküsü olduğunu söyleyebiliriz. İlk kez 1982 yılında ABD’de ayrıştırılan 0107 bakterisi ne salatalıklardan ne de bakliyat ürünlerinden türüyor, bu bakterinin kaynağı, hamburgerler. 1994’te ABD’de “Jack in the box” fast food zincirinin ürettiği hamburgerlerden yiyen 4 çocuk yaşamını yitirmişti. Bu olayın ardından hamburger sektöründe kontroller daha da sıkı tutulmaya başlandı. Amerika’da her yıl 70 bin kişi, 0107 bakterisinin neden olduğu rahatsızlıklara hedef oluyor. Bu kişilerden 600’ü ise yaşamını yitiriyor. Bugünlerde Avrupa ülkelerinde izlenen 0104 bakterisi konusunda çok fazla bilgi sahibi değiliz. Ancak 0107 adlı bakterinin çokuluslu gıda sektörünün karanlık yüzü olduğu vurgulanabilir. 2007 yılında Stephanie Smith adlı 22 yaşında bir dans öğretmeni akşam yemeğinde bir süpermarketten satın aldığı dondurulmuş bir hamburger, fırında patates ve salata yemişti. Dünya gıda sektörünün devlerinden biri kabul edilen Cargill adlı üretici firma, hamburger ambalajı üzerindeki etikette kullanılan etin kaynağı konusunda birinci derecede kaliteli “Angus eti” diye bilgi vermişti tüketiciye. Oysa daha sonra New York Times’da yer verilen bir haberde, Angus etinin Nebraska’dan Uruguay’a kadar uzanan bölgelerde kaynağı belli olmayan hayvanlardan yapılan kesimlerle hazırlanan atık et parçalarından hazırlandığı ortaya çıktı. Bu seçimle ürünlerinde kaliteli et kullanmayan Cargill’in yüzde 25 oranında tasarruf ettiği anlaşıldı.
Stephanie, Cargill’in hamburgerini yedikten sonra önce karın bölgesinde şiddetli kramplar hissetti, ardından kanlı diyare geldi ve baygınlık geçirerek hastaneye kaldırıldı. Doktorlar gıda zehirlenmesinin önüne geçmek ve genç kızın gitgide artan şikâyetlerini engellemek amacıyla Stephanie’yi dokuz hafta boyunca farmakolojik komada tuttular. Stephanie gözlerini açtığı zaman artık yürüyemiyordu. Enfeksiyon, tüm sinir sistemini etkilemiş ve bacakları felç olmuştu.
İtalyancadan çeviren: Aslı Kayabal
(La Repubblica, 3 Haziran 2011)