[align=justify]Gözlerinin içinde ‘dünyalar’ saklı gençler
İnternetten voleyi vuran 20’li yaşlardaki genç girişimcilerin başarı öykülerini anlatacaktım bugün sizlere arkadaşlar. Yazımı yazarken bir ara e-postalarımı kontrol edeyim dedim.
Karşıma çıkan ilk resim: Şehit babasının mezarı başında selam veren tatlı mı tatlı küçük bir çocuk! Bu fotoğrafı görünce kilitleniyor insan.
Şehit askerlerimizin birçoğu 86’lı, 87’li…
Yani ‘yaşıtlarımız’...
Yani onlar da bizler gibi “90’lı yıllarda çocuk olmayı” tatmıştı...
Yani onlar da o yıllarda bizler gibi ailesinin yanında televizyon izlerken “PKK bir otobüsü durdurup içindekileri taradı.” haberleri ile tüyleri diken diken olmuştu. Bu görüntülerle terörden nefret ettik hepimiz. Şimdi ise internet çağının çocukları olduk. Bazıları bizim nesle “Tık-Genç” diyor. Tepkimizi sadece internet üzerinden gerçekleştirilen bir protesto eylemine katılmakla gösteriyormuşuz. Ki ben bu düşünceye karşıyım.
Tamam… Facebook’ta yas ilan edildi. Yüzlerce “teröre karşıt” gruplar kuruldu. MSN’mi her açtığımda arkadaşlarımın kullanıcı resimlerinde “Türk bayrağı” ya da “siyah kurdele” görüyorum. Kişisel iletilerinde “Şehitler ölmez, Vatan bölünmez” sloganları yazılı. Telefonum susmuyor. Birçok arkadaşımdan “Şehitlerin anısına yarın tüm Türkiye siyah giyinecek” diye kısa mesajlar geliyor. Bu tür uygulamalar birlik ve beraberliği güçlendirdiği sürece sorun yok. Unutmayalım arkadaşlar terör belasına en büyük silah biz gençlerin kardeşliği olacaktır. Diğer bir silah ise panik yapmak yerine bu kütüphanelerin sıralarında dirsek çürütmek, ülkemiz için birçok eser ve projeye imza atmak. Eminim “90’lı yıllarda çocuk olanlar” yani ‘bizler’ bunu başaracaktır. Başarmalıyız da! Zira o gençlerin gözlerinin içinde ‘dünyalar’ saklı olduğunu tüm ‘dünya’ biliyor. n.ozdogan@zaman.com.tr
--------------------------------------------------------------------------------
Üniversitede gazete okuyanlar
Üniversitenin kütüphanesinden canlı yayın (!) yapıyorum size. Kimi birbirine ders anlatıyor. Kimi tek başına kitaba gömülmüş bir vaziyette. Kimiyse gazete okuyor.
Aklıma bir konferansta tanıştığım Japon arkadaşımın bana yolladığı Kyoto Üniversitesi resimleri geliyor. Kampüste neredeyse iki öğrenciden birinin elinde gazete! Küçük bir bilgi: Japonya'daki gazete tirajları yaklaşık 70 milyon. Birçok genç gazete abonesi. Gazetelerin tirajlarında az bir gerilemeyi fark eden ülkenin en büyük gazeteleri Yomiuri Şimbun, Asahi Şimbun ve Nikkei gençlere yönelmiş. Gençleri gazete okumaya teşvik etmek için ortak projeler yapmayı düşünmüşler. İlk başta ortak bir internet sitesi hazırlamışlar.
Derse istisnasız 10 dakika geç giren bir öğrenci olduğum için arka sıralara mahkum oluyorum. Sınıfların arka sıralarını bilirsiniz: Sağımdaki Uykusuz, Penguen gibi mizah dergilerini, solumdaki ise spor gazetelerinin "İddaa" sayfasını hatim ediyor! Kantinde, kütüphanede ya da sınıfta gazete okuyan üniversitelilere dikkat kesiliyorum. Bakıyorum gazete okuyanlara harbiden üniversitenin en aktif, en katılımcı öğrencileri.
Biz gençlerin ağzında sakız yaptığı bir laf var: Önemli olan kendini geliştirmek! Artık bu ifadeden sıkılmadık mı arkadaşlar? Önemli olan kendini geliştirmek değil, önemli olan dünyanın nereye gittiğini iyi okumak ve bu doğrultuda alet çantamızın içini doldurmak! İşte arkadaşlar gazeteler "dünyanın nereye gittiğini iyi okumak" ve "anlamak" yolundaki en önemli kaynağımız.[/align]


LinkBack URL
About LinkBacks
Paylaş







Alıntı

Bookmarks