Her şey dahil ve UCUZ otellerde potansiyel riskler nedir acaba?
Örneğin sığır eti diyerek domuz eti kullanan bazı otelleri duyuyoruz, bu nasıl fark edilir?
Her şey dahil ve UCUZ otellerde potansiyel riskler nedir acaba?
Örneğin sığır eti diyerek domuz eti kullanan bazı otelleri duyuyoruz, bu nasıl fark edilir?
Özellikle Alanyada bahsettiğiniz ucuz ve kalitesiz otelleri tanıma fırsatım oldu.
Şimdiye kadar hem kaliteli, hemde kalitesiz otellerde domuz eti kullanana rastlamadım.
Duyduğum: Domuz etini alacart restaurantlarda özel olarak servis eden otelelrin olduğu.
Yıldızı, kalitesi ve müşteri portföyü düşük oteller kırmızı et yerine hep genelde ucuz %90ı soya olanköfte verir(misket, inegöl, izmir, hamburger vs vs vs)
bir üretimhanedeki en büyük risk İNSAN dır.
Dolayısıyla bu tesislerde çalışan yemek yapan insanların kaliteside otelle doğru orantılı oluyor
Gerisini sen düşün artık![]()
her oteli aynı kefeye koymamak lazım diye düşünüyorum; yani her şey dahil bir sistem var diye sağlığınız katledilecek diye bir şey yok.
toplu alımlarda bazen kullanılan malzemelerde ciddi indirim sağlanabiliyor. bunların detayını otelllerde çalışan arkadaşlar daha iyi bilirler.
basit bir örnekle işletmeye aldığınız 3 bidon dezenfektan ile 30 bidonun maliyeti aynı değildir. yüksek ihtimalle yiyeceklerde ve diğer satınalma unsurlarında da benzeri satınalma avantajları ya da özel anlaşmalar olabilir ve bu maliyetleri ciddi şekilde düşürebilir.
burda önemli olan, maliyet düşürmeyi abartıp sağlığa kast edenleri yakalamak ve ağır cezalar vermek. burda da devlet üzerine düşen görevi yapmalı ama tabi ki yapmıyor her zamanki gibi kör olmayasıca
madem yapmıyor, o zaman denetimi özel sektöre devretsin ama denetim parasını otelin sahibi, özel laboratuara ödemesin. devletin havuzuna ödesin. gelen denetim firmaları sıklıkla rotasyona uğrasın. al gülüm-ver gülüm ve eyyam şeklinde denetim olmasın.
otellerde ne gibi riskler var diyorsunuz... düşündüğümde gözüm korktu. yediklerinizden tutun da yararlandığınız her imkanda bir risk olabilir.
gıda zehirlenmesi örneklerini hiç vermiycem. örnek değişik olsun. ucuz bir elektrik malzemesi de bir risktir mesela. aklınızın ucundan geçmez belki ama bir yangında tandır olabilirsiniz. diğer risk örneklerini belki bir otelci arkadaş daha güzel anlatabilir.
domuz eti konusuna gelince, bildiğim kadarıyla dna yoluyla tür tespiti en güvenli analiz yoludur. yerken "bunun tadında bir şey var, domuz eti lan bu" diyecek babayiğit pek yoktur. zaten tadla, renkle, kıvamla et ayrımı yapabilmek mümkün olsaydı, bu üçkağıtçılar bu kadar domuz yediremezlerdi bize.
et bence çok standart bir şey değil. güvendiğin bir kasaptan aldığında bile hep aynı tadı, görünüm ve yumuşaklığı hatta rengi bulamayabiliyorsun.
bence en doğrusu ev harici bir ortamda yer içerken çok seçici olmak. önünde 10 çeşit yiyecek varsa emin ol, 3'ü 4'ü yeterince güvenlidir. kalanını da yeme artık zaten.yuhh yani (yiyenler için diyorum)
tıka basa yiyen insanları zaten anlayamıyorum. onlar için yapacak hiçbir şey yok.
sebze yemekleri tercih etmek, çiğ salata yememek, yumurtalı, garip soslu yağlı şeyler tüketmek yerine daha kuru, sade yiyecekler seçmek, açık mamüller yerine kapalı olanlarını almak, ayran yerine kola içmek gibi... vb... gibi bazı önlemleri risk algılamama göre ben bir miktar illa ki alıyorum.
dışarısı 40 dereceyken kimse bana tavuklu,soslu bir şey yediremez mesela.ya da hiç tanımadığım bilmediğim bir yerde lokantaya gidip canımın istediğini yemek yerine, gider markalı bir yerde standart lezzet ve kalitede olan bir ürünü yerim. benimkine de hayat mı denir.çok yemek seçiyom ben zaten ya.siz bana bakmayın) can boğazdan gelir, yiyin. can boğazınızdan gelsin
)))
2009 yılında çalıştığım otelde misafirlerin yoğun isteği üzerine Yunanistandan ithal domuz eti kullandık üretim ve sunum alanlarındaki tüm malzeme ve ekipmanı ayrı tutuyorduk.
Izgarada pişirilmeye başlandığında o kadar ağır bi kokusu vardı ki bunu ayırd etmek için özel bi eğitime yada tüyoya gerek yok.
yinede bilmek isterim derseniz genellikle eti pembeye yakın kırmızı renkte ve normalden biraz daha yağlı piştiğinde de tamamen alışık olmadığımız farklı bir kokuya sahip diyebilirim.
isterlerse o fiyatlarada sizleri kazıklamadan rahat kazanırlar.
5 yıldızlı bir otele sizin günlük maliyetiniz 20 tl bile değil
20 TL ve satış fiyatı arasındaki kar onlara yetmiyorsa 20 TL'yi daha aşağı çekmek için hile yaparlar.
“Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.”
Oğuz Abi, Otellerin mantalitesi: El arabası dolusu para harcayıp, Tır dolusu para götürmek
250 Euroya oda satan En Kral Tesisin bile yiyecek costu: 10 Euroyu, İçecek Costu: 3,5 Euroyu geçmezzz...
Ben otellerdeki havuz, sauna, banyo ve tuvalet hijyeninin yanında, çatal/bardak/tabak gibi yıkanarak kullanılan malzemelere de riskle bakıyorum.
Otellerde kimin ne olduğu belli değil, zaten çoğunlukla yabancılar kalıyor bizim otellerde, bunlar hastalıklı olabilirler.
Sterilizasyon işi çok önemli ama kaç otel bunu hakkıyla yapıyor acaba?
Bookmarks