KİMYASAL STERİLİZASYON
Sterilizasyon
Günümüzde sterilizasyon dendiğinde, genel olarak bir ortam veya maddenin mikroorganizmalardan veya bunların dinlenme şekillerin teşkil eden formlarından arındırılması anlaşılır.
Bir ortam veya maddenin sterilizasyonu sıcaklık uygulaması, filtrasyon, ışınlama ve kimyasal madde kullanımıyla sağlanabilir. (ŞAHİN, 1998)
Kimyasal Maddelerle Sterilizasyon
Kimyasal maddelerle sterilizasyon, çalışma alanlarının, borulu sistemlerin, alet-ekipmanların ve üretim tanklarının mikroorganizmalardan arındırılmasında uygulanır. Bu amaçla sıvı, gaz veya toz haldeki kimyasallardan yararlanılır. (ÇON, 2006)
Bazı kimyasal maddeler, çok az konsantrasyonlarda bile mikroorganizmalara öldürücü etki yaparlar. Ayrıca bu öldürücü konsantrasyonlar, insanlar üzerine olumsuz etkiye sahip değildir veya belirli süre sonra zararsız maddelere dönüşürler. Bunlar besin maddelerinin sterilizasyonunda kullanılır. Kimyasal maddelerinin sterilizasyon amacıyla kullanılmaları daha çok sıcaklığa dayanıksız besinlerde, farmakolojide, bazı alet ve cihazlarda zorunlu olur. (ŞAHİN, 1998)
Kimyasal Dezenfektanların Özellikleri
Dezenfektanların kullanım üstünlüğü bakımından arzulanan özellikleri aşağıdaki gibi özetlenmektedir:
1. Etki spektrumları geniş olmalıdır. Küf, bakteri sporları ile, Gram (+) ve Gram (-) bakterilerin vejatatif hücrelerini öldürebilenler en avantajlı olanlardır.
2. Organik karakterli yabancı madde artıklarının varlığında veya sert su kullanımına bağlı mineral tuzların birikiminde bile stabil özellik göstermelidir.
3. Korozif olmamalı veya işletmedeki boyalı yüzeyleri olumsuz etkilememelidir.
4. Isıl işlemle kombinalı olarak kullanılabilmelidir
5. Kötü kokulu olmamalı, tercihen kokusuz olmalıdır.
6. Toksik veya tahriş edici karakterlerde olmamalıdır.
7. Suda eriyebilirliği yüksek, kolay uygulanabilen ve uzaklaştırılabilen özelliklerde olmalıdır.
8. Deterjan kalıntısı olasılığında, etkinlikleri azalmamalıdır.
9. Konsantre halde uzun süre depolanabilir karakterde olmalıdır. Kullanım konsantrasyonuna seyreltme hemen uygulama öncesinde yapılmalı ve taze kullanımı sağlanmalıdır.
10. Fiyat açısından uygun ve kullanımı ekonomik olmalıdır. (TOPAL, 19996)
Dezenfeksiyon Maddelerinin Etkinliklerinde Rol Oynayan Önemli Faktörler
a)Etki süresi: Dezenfeksiyon maddesinin mikroorganizmalar üzerine etki etmesi halinde, mikroorganizmaların inaktivasyonu veya ölümleri eksponensiyel olarak gerçekleşmektedir. Ölümler belli bir zaman aralığında logaritmik bir şekilde meydana gelmektedir. Dezenfeksiyon maddesinin etki süresi uzadıkça,dezenfeksiyondaki başarıda artmaktadır. Her bir dezenfektanın etkili olabilmesi için gerekli olan süre; dezenfektanın kimyasal yapısına, uygulanan materyalin özelliğine ve mikroorganizma çeşidine göre değişim göstermektedir. Dezenfeksiyon maddesinin etki süresinin kısa olması durumunda, uygulanan dezenfektana karşı dirençli yeni mikroorganizma genarasyonları oluşabilmektedir. Bu nedenle, her bir dezenfektanın etki süresine muhakkak suretle riayet edilmeli ve süreyi kısaltma yoluna gidilmemelidir.
b)Başlangıç mikroorganizma yükü: Dezenfekte edilecek ortamdaki mikroorganizma sayısı ne kadar fazla olur ise, belirli bir dezenfeksiyon düzeyine erişmek için gerekli olan süre de o kadar uzun olacaktır. Ortamda bulunan az sayıdaki mikroorganizma, çok sayıdaki mikroorganizmadan daha kısa sürede öldürülebilmektedir. Bu nedenle, iyi bir temizlik işlemi uygulandığında, mevcut bakterilerin belirli bir kısmını uzaklaştırılması ile dezenfeksiyon etkinliği artmaktadır. Mikroorganizma ile aşırı ölçüde kontamine olan yüzeylerin dezenfeksiyonu için, dezenfektan etki süresinin uzatılası gerekmektedir.
c)Dezenfektan konsantrasyonu: Dezenfeksiyon maddesinin yüksek konsantrasyonlara uygulanarak mikroorganizmaların ölüm hızı önemli ölçüde arttırılabilmektedir. Ancak, belirli bir konsantrasyondan sonra artık dezenfektanın mikrobisit etkisi değişmemektedir. Bir çok dezenfektan madde yüksek konsantrasyonda mikrobisit etki gösterirken, aynı dezenfektanlar düşük konsantrasyonda aynı mikroorganizmalar üzerinde mikrobiyostatik etki göstermektedir. Her bir dezenfektanın en iyi tesir gösterdiği bir optimum konsantrasyonu mevcuttur. Bu konsantrasyon, şüphesiz ki süre ve sıcaklık ile ilişkilidir.
d)Sıcaklık: Sıcaklığın yükseltilmesi antimikrobiyal etkiyi artırmaktadır. Bu etki, sıcaklık düşürülmesi durumunda azalmaktadır. Genellikle yüksek sıcaklıkta dezenfeksiyon maddesinin mikrobisit etkisi artmaktadır. Perasetik asit ve iyodoforlar gibi bazı dezanfeksiyon maddeleri diğer dezenfektanlara göre sıcaklık değişikliklerinden daha az etkilenmektedir ve bu nedenle düşük sıcaklıklarda da kullanılabilmektedirler. Diğer taraftan iyodoforlarda, iyodun 40 0C’nin üzerinde süblimasyona uğraması ve buna bağlı olarak iyot kaybı ve ayrıca yüksek korozyon tehlikesi söz konusu olmaktadır. Klorlu bileşenlerden yüksek sıcaklıklarda oluşan klor gazı da önemli derecede korozyona neden olabilmektedir.
e)Diğer faktörler: Dezenfeksiyon maddeleri sadece mikroorganizmaların organik bileşikleri ile değil, aynı zamanda organik kir artıkları, özellikle, protein bileşikleri ile de reaksiyona girebilmektedir. Bu husus protein hatası veya kusuru olarak adlandırılmaktadır. Klorlu maddeler veya iyodoforlar gibi belirli dezenfektanların etkileri, proteinlerin mevcudiyetinde önemli ölçüde olumsuz yönde etkilenmektedir. Dezenfeksiyon maddeleri etkinliğindeki diğer önemli faktör ise hazırlan dezenfektan solüsyonunu pH değeridir. Dezenfektan solüsyonlarının pH değeri önemli ölçüde kullanılan suya bağlıdır. Her bir dezenfektanın optimum etki gösterdiği belirgin bir pH aralığı mevcuttur. (GÖKALP, KAYA, ZORBA, 2004)
Kimyasal Dezenfektanların Sınıflandırılması
1. Grup : Halojenler
1.1. Klor Bileşikleri
1.2. İyot Bileşikleri
2. Grup : Yüzey Aktif Maddeleri
2.1. Kuaterner Amonyum Bileşikleri
2.2. Amfoterik Bileşikler
3. Grup : Oksidan Maddeler
( Hidrojen peroksit, perasetik asit, ozon gibi )
4. Grup : Alkali ve Asit Bileşikler
5. Grup : Alkoller ( etil alkol gibi )
6. Grup : Fenol ve Türevleri
7. Grup : Aldehitler ( formalin )
Klor Bileşikleri
Sıvı klor, hipokloritler, inorganik kloramin ve organik kloraminlerle klordioksit, sanitizer olarak etki gösteren ajanların başında gelip, her birinin mikrobiyal etkisi değişiktir. Antimikrobiyal ajan olarak klorun aktivitesi tamamen saptanamamıştır. Bu konuda değişik görüşler vardır. Bunların en eskisi; klor bileşiklerinin en aktifi olan hipoklorit’in ( HOCl ), karbonhidrat metabolizmasında önemli bazı enzimleri sülfidril gruplarının klorla oksidasyonu vasıtasıyla glikozu inhibe ederek mikrobiyal hücreyi öldürdüğü görüşüdür.
Klorun dezenfektan bir etki göstermesi konusunda ileri sürülen diğer olasılıklar:
1. Protein sentezini bozulması.
2. Aminoasitlerin nitritler ve aldehitlerle oksitatif dekarboksilasyonu.
3. Nükleik asitler, purinler ve primidinlerle oluşturduğu reaksiyonlardır.
4. Anahtar enzimlerin tahrip olması sonucu metabolizmadaki sentezlenme bozuklukları.
5. DNA’da bozulma sonucunda DNA transformasyon yeteneğinde azalmanın görülmesi.
6. Oksijen kullanımı ve oksidatif fosforilasyon ve inkübasyonu ile beraber bazı makro moleküllerin hücre dışına sızması.
7. Sitozin’in toksik N-klor türevlerinin oluşumu.
8. Kromozomal bozuklukların oluşumu. ( METİN ve ÖZTÜRK, 1995 )
Gıda endüstrisinde organik temele veya anorganik temele dayalı aktif klor bileşikleri kullanılmaktadır. Şekil 1’de aktif klor bileşiklerinden kloramin T ve diklorsosiyanürik asidin formülleri gösterilmiştir. ( GÖKALP, KAYA ve ZORBA, 2004 )
Şekil 1: Kloramin T ve diklorsosiyanürik asit
Aktif klor bileşiklerinin öldürücü etkisi, suda hipokloros asit ( HOCl ) oluşumlarına dayanmaktadır. Bu asit hücreye girdikten sonra oksidasyona ve N-halojen bileşiklerinin oluşumuna neden olmaktadır. ( GÖKALP, ZORBA ve KAYA, 2004 )
NaCl + H2O HOCl + NaOH
HOCl + R HCl + RO
( R = Okside olabilen organik substans )
HOCl + R1-NH-R2 H2O + R1-NCl-R2
( R1, R2 = H veya organik grup rezidüleri )
Hipokloritler: Klor bileşiklerinin en aktifi olup, yaygın olarak kullanılan bir dezenfektandır. Kalsiyum ve sodyum hipoklorit, bu grupta yer alan ve yaygın kullanılan ana bileşiklerdir. Bu dezenfektanlar, sulu süspansiyonlarda yeniden aktive olan mikrobiyal hücrelerde etkilidir ve yaklaşık 1.5-100 saniyelik temas zamanı gerekir. Hipokloritlerin bakterisidal etkisinin aktif oksijen vermelerinden ileri geldiği bildirilmektedir. Seyreltik çözeltilerde az miktarda, yaklaşık 5 ppm’e kadar klor mevcut olması bile bakterisidal etki meydana getirir. Kalsiyum hipoklorit, sodyum hipoklorit ve klorlanmış trisodyum fosfat tipleri,temizlikten sonra dezenfektan olarak kullanılabilir. Sodyum hipokloritle sterilizasyonda pH değerinin 9.0’dan daha yüksek olması gereklidir.
Klor gazı: Gıda endüstrisinde genel olarak su stoklarının dezenfeksiyonunda kullanılır. Klor gazı, su stoklarına klorinatör ile sabit bir oranda verilmelidir. Buradaki klorlama işleminde suyun çözebileceği klor miktarının üstünde klorlama yapılmaktadır. Bu miktar suda çözünmemiş halde bulunan katı ve organik maddelerin sayısına bağlıdır. Eğer suda serbest amonyum bileşikleri bulunursa yüksek klor dozajında bunlar okside olur ve kloraminler oluşur. Doyma noktasına ulaştıktan sonra klor ilavesine devam edilirse serbest klor çökmeye başlar. ( HAYES, 1992 )
Klor bileşiklerinin diğer sanitizerlere göre avantajları
1. Hızlı etkili bileşikler olup Chembers testine gerekli olan 30 saniye içinde 50 ppm konsantrasyonda geçerler.
2. Seçici olmayan klor bileşikleri tüm vejatatif hücre tiplerini öldürürler.
3. Sert su tuzlarından etkilenmezler.
4. Bakteri sporları ile bakteriofajlara karşı son derece etkilidirler.
5. Klor bileşikleri en ucuz sanitizerdirler.
6. Dezenfekte edildikten sonra ekipmanların çalkalanmasına gerek yoktur.
Klor bileşiklerinin diğer sanitizerlere göre dezavantajları
1. Stabil değildir ve organik materyallerle kontamine olduklarında veya ısı ile temas ettiklerinde hızlı bir şekilde saf dışı kalırlar.
2. Paslanmaz çelik ve diğer metaller için çok koroziftirler.
3. Ürünleri soldurabilirler.
4. Koku ve lezzet üzerine olumsuz etkileri vardır.
5. Lipitleri okside edebilirler.
6. Deriyi tahriş edebilirler.
7. Çözeltinin pH’sının artması ile etkileri azalır. ( klor dioksit hariç )
8. Işıkla temas halinde ve depolama sırasında bozulurlar.
9. Yüksek konsantrasyonda kullanıldığında lastik aksamlarda karbonu uzaklaştırabilirler. ( METİN ve ÖZTÜRK, 1995 )
İyot Bileşikleri
Genel olarak serbest iyot ve hipoiyodik asit, mikroorganizmaları öldürmede aktif ajanlardır. Genel olarak kullanılan iyot bileşikleri;
a) İyodoforlar
b) Alkol-iyot çözeltileri
c) Sulu iyot çözeltileri
İlk iki çözelti genellikle deri dezenfektanları olarak kullanılır. İyodoforlar, ekipman ve yüzeylerin temizlik ve dezenfeksiyonu ile deri antiseptiği olarak bir değer taşır. İyodoforlar, suyun dezenfeksiyonunda da kullanılır. Elemental iyot, iyonik olmayan yüzey aktif maddelerle veya polivinil pirolidon gibi taşıyıcılarla kompleks oluşturduğunda iyodoforlar olarak bilinen suda çözünür kompleksler meydana gelir. İyot tipi dezenfektanlar organik maddeler varlığında klor bileşiklerinden daha stabildir. Çünkü; iyot kompleksleri düşük pH’larda stabildir ve böylece bazen 6.25 ppm’lik konsantrasyonda, fakat çoğunlukla 12.5-25 ppm’de kullanılabilir. İyotlu dezenfektanlar virüslere karşı diğer sanitizerlerden daha etkilidir. ( METİN ve ÖZTÜRK, 1995 )
İyodoforlar mikroorganizmalara oksitleyici özellikleri ile zarar veririler. Bunların etki spektrumu klor preparatlarının etki spektrumuna benzer. İyodoforlar yaklaşık 50C’den itibaren belirgin etkiye sahiptir. Sıcaklığın yükseltilmesi mikrobisit etkiyi arttırmaktadır. İyodoforlar pH 2.5-4.0’de optimum etki gösterirken, pH 7’den itibaren antimikrobiyal özellikte önemli kayıplar olmaktadır. ( GÖKALP,ZORBA ve KAYA, 2004 )
İyot bileşiklerinin avantajları:
1. Stabildir.
2. Uzun raf ömrüne sahiptir.
3. Bakteri sporları ve bakteriofajlar hariç tüm mikroorganizmalara karşı etkilidir.
4. Bazı virüslere karşı etkilidir.
5. Sert su tuzlarından etkilenmez.
6. Klordan daha az koroziftir.
7. Deriyi tahriş etmez.
8. Kalıntı bırakıp bırakmadığı gözle kontrol edilebilir.
9. Organik madde varlığında çok hızlı aktivite kaybetmez.
İyot bileşiklerinin dezavantajları:
1. Pahalıdır.
2. 500C’yi aşan sıcaklıklarda kullanılmamalıdır.
3. En aktif olduğu pH 3.0’dır ve pH değeri 7.0’ye yaklaştıkça aktivitesi düşer.
4. Süt ve mamullerinde istenilmeyen tat ve koku bırakabilir. ( METİN ve ÖZTÜRK, 1995 )
Kuaterner Amonyum Bileşikleri ( KAB )
Kuaterner amonyum bileşikleri daha çok yerlerin, duvarların, eşyaların ve ekipmanların sanitasyonunda kullanılır. İyi bir nüfuz etme özelliği gösterirler ve bu nedenle gözenekli yüzeyler için çok uygundur. En yaygın olanları katyonik deterjanlar olup, zayıf deterjan özelliklerine sahiptir. Fakat, mükemmel germisidlerdir. Listeria monocytogenes için etkili bir sanitizerdir ve küf gelişiminin azaltılmasında halojen sanitizerlerden daha etkilidir. Bu bileşiklerin yeterli düzeyde etkili olabilmesi için deterjanlarla birlikte kullanılmaması gerekir. Çünkü bu bileşikler anyonik ıslatma ajanları gibi deterjan katkı maddeleri tarafından inaktive edilebilirler.
Kuaterner amonyum bileşiklerinin avantajları
1. Organik maddelerle reaksiyona karşı stabildir.
2. Metallerin korozyonuna karşı stabildir.
3. Isıya karşı oldukça stabildir.
4. Deriyi tahriş etmezler.
5. Yüksek pH değerinde etkilidirler.
6. Küf gelişimine karşı etkilidirler.
Kuaterner amonyum bileşiklerinin dezavantajları
1. Sınırlı etki düzeyleri vardır.( Salmonella ve Eschericha coli hariç Gram-negatif mikroorganizmalara karşı etkili olamaz )
2. Anyonik tip sentetik deterjanlarla zıt etki gösterirler.
3. Süt işleme ve paketleme ekipmanları üzerinde film oluştururlar. ( METİN ve ÖZTÜRK, 1995 )
Amfoterik Bileşikler
Amfoterik bileşikler hem zwitter iyon ve hem de anyon ve katyon teşkil ederler. Bunların özellikleri, qaternery amonyum bileşiklerin özelliklerine oldukça benzemektedir. Ancak, proteinli kirlerin neden olduğu inaktivasyon katyonik bileşiklere göre daha azdır. Amfoterik bileşikler korozyona neden olmaz. Gram (+) bakterilere, gram (-) baterilere kıyasla daha fazla etkilidir. Ancak etki spektrumu açısından gram (+) ve gram (-) bakteriler arasındaki fark Amfoterik bileşiklerde daha azdır. ( GÖKALP,ZORBA ve KAYA, 2004 )
Çözeltiye bazı maddelerin eklenmesi sonucunda tüberküloz etmeni bakterilere karşı da etkili olmaktadır. En etkili oldukları pH 7.5 dolaylarıdır. Özellikle sert su, organik maddeler, odun, lastik ve plastikler karşısında inaktif olabilirler. ( ÖZTAN, 1966 )
Oksidan Maddeler
Hidrojen peroksit
Hidrojen peroksit (H2O2) özellikle aseptik paketlemede kullanılan plastikle kaplanmış mukavva kutular, teneke güğümler, kaplar ve kapların yüzeylerini sterilize etmek için kullanılmaktadır. Sterilize edilecek yüzeyler, sörfektan içeren %15’lik H2O2 çözeltisi ile 3-4 dakika temas ettirildikten sonra yüzey 105˚C’ye ısıtılarak hidrojen peroksit buharlaştırılır. Bir başka yöntem ise %35’lik hidrojen peroksit çözeltisini 800C’ de 8-9 saniye süre ile söz konusu yüzey ile temas ettirilmesidir. (METİN ve ÖZTÜRK, 1995)
Hidrojen peroksit gram(+) ve gram(-) mikroorganizmalar karşı oldukça etkilidir. H2O2 su ve oksijene parçalandığında kullanımı ile artık madde problemi de söz konusu değildir. Hidrojen peroksit, oksitatif etkisi nedeni ile mikroorganizmaların biyolojik aktif sistemlerine dönüşümsüz şekilde zarar vermekte ve onları böylelikle öldürmektedir. H2O2 korozyona neden olmamaktadır. Bu madde, dezenfektan olarak örneğin UHT sütün aseptik dolumundan önce ambalaj materyalinin sterilizasyonunda kullanılmaktadır. Burada yüksek konsantrasyon (%25-50) ve yüksek sıcaklık (60-1000C) ile çalışılmakta ve böylelikle birkaç saniyede Bacillus sporları dahil, mikroorganizmaların tamamen öldürülmesi mümkün olmaktadır. (GÖKALP, ZORBA ve KAYA, 2004)
Perasetik asit
Gıda işletmelerinde dezenfektan olarak kullanılan diğer bir oksitleyici madde perasetik asittir. Ancak, bu dezenfeksiyon maddesi hidrojen peroksite göre daha az stabil olup, ağır metallerin ve kirlerin mevcudiyetinde hızlı bir şekilde inaktif olmaktadır. %60 ve daha yukarı konsantrasyonlardaki solüsyonlar kapalı kaplarda patlayıcı türde ekzoterm bir parçalanma oluşturabilmektedir. Bu nedenle, maksimum %40’lık solüsyonlar stok solüsyonlar olarak hazırlanmalı ve saklanmalıdır. Gıda endüstrisinde perasetik asiti %0.01-2’lik solüsyonları kullanılmaktadır. Perasetik asit küfler hariç diğer mikroorganizma gruplarına karşı oldukça etkilidir. Bu dezenfeksiyon maddesinin önemli bir avantajı organik materyal ile temas ettiğinde toksik bir kalıntı bırakmaksızın asetik asit ve suya parçalanmasıdır. Perasetik asitin stabilitesi hidrojen peroksit ile eşit oranda karıştırıldığında önemli ölçüde arttırılabilmektedir. (GÖKALP, ZORBA ve KAYA, 2004)
Asit Dezenfektanlar
Asit dezenfektanlar çalkalama ve sanitasyon basamaklarını kombine etmek için kullanılır. Bu amaçla;
a) Asetik asit
b) Laktik asit
c) Propiyonik asit
d) Formik asit gibi organik asitler büyük sıklıkla kullanılır.
Asit temizleme bileşikleri, kalan aşırı alkaliliği nötralize eder, alkali kalıntılarının oluşumunu önler ve sanitize eder. Asit sanitizerler hücre membranlarını parçalayarak ve içlerine nüfus ederek mikropları harap ederler. Bu bileşikler özellikle paslanmaz çelik yüzeyler üzerinde veya temas süresinin uzun olduğu yerlerde etkilidir. Ancak, yüksek konsantrasyonlarda kullanıldığında ürün yüzeyleri üzerinde hafif renk kaybına ve bir kokuya neden olurlar.
Asit sanitizerlerin avantajları
1. Isıya ve organik maddelere karşı dayanıklıdır.
2. 1000C’nin altındaki herhangi bir sıcaklığa aktivitesinde bir şey kaybetmeksizin ısıtılabilir.
3. Seçici değildir.
4. Tüm vejatatif hücreleri harap eder.
5. Gıda servis yüzeylerinde emin bir şekilde kullanılabilir.
Asit sanitizerlerin dezavantajları
1. Diğerlerine oranla pahalıdır.
2. Demir ile diğer metalleri korozyona uğratma eğilimindedir. (METİN ve ÖZTÜRK, 1995)
Asit – Anyonik Dezenfektanlar
Fosforik asit ile anyonik sörfektanların oluşturduğu dezenfektanlardır. Pek çok mikroorganizmaya karşı etkilidir. Bakteriofajları ve mayaları kontrol eder. Stabildir ve uzun raf ömrüne sahiptir. Süt taşı oluşumunu engeller ve uzaklaştırır. Organik madde ve sert su varlığında olumsuz yönde etkilenmez. Ancak, sadece asit pH da (opt. 1.9-2.2) etkilidirler. Paslanmaz çelik dışındaki diğer metalleri korozyona uğratırlar. Spor oluşturan mikroorganizmalara karşı yavaş bir etki gösterirler. Mekanik bir temizleme ile CIP sisteminde köpük oluştururlar. Sporların harap edilmesinde etkili değildirler. (METİN ve ÖZTÜRK, 1995)
Alkoller
Alkoller çoğunlukla el dezenfeksiyonunda kullanılmaktadır. Ayrıca, küçük alanlı yüzeylerin dezenfeksiyonunda da kullanılmaktadır. Alkollerin bakteriosit etkisi konsantrasyon arttıkça artmaktadır. Ancak, alkoller mutlaka sulandırılarak kullanılmalıdır. Absult alkol, yalnızca mikroorganizma çoğalmasını durdurur yani bakteriostatik etkide bulunur, mikroorganizmayı öldürmez. Genellikle dezenfektan olarak %65-70’lik alkol kullanılmaktadır. Alkoller birkaç dakika içinde vejatatif mikroorganizma üzerine öldürücü etkide bulunmaktadır. Bakteri sporları üzerine etkileri yoktur. El ve deri dezenfeksiyonu için etil alkol (etanol) veya izopropil alkol (izopropanol) kullanılmaktadır.
Aldehitler
Dezenfektan olarak en yaygın kullanılan aldehit; formaldehittir (HCHO). Formaldehitin sudaki %35-40 lık çözeltisini formalin adı verilmektedir. Aldehitler, bakterilere, virüslere, bakteri sporlarına, küflere ve mayalara karşı geniş bir etki spektrumuna sahiptir. Aldehitlerin mikrobisit etkisi mikroorganizmaların hücre proteinlerinin fonksiyonel grupları ile reaksiyonlarından ileri gelmektedir. Etkili olduğu pH aralığı genellikle hafif asidikten nötral pH değerine kadardır. Aldehitlerin asidik solüsyonlarla karıştırılması mümkündür. Ancak, alkalilerle karıştırmak mümkün değildir. Formaldehitin dezenfeksiyon etkisi glyoxal (OHC-CHO), glutardialdehit [OHC-(CH2)-CHO] gibi diğer aldehitlerle veya kuaternery amonyum bileşikleri ile kombine olarak kullanılması ile önemli ölçüde arttırılabilmektedir. Böylelikle, formaldehite geniş bir kullanılabilirlik de sağlanmaktadır. Yüksek buhar basıncı nedeniyle formaldehit hava ve oda dezenfeksiyonun da sık sık kullanılmaktadır. Formaldehit buharının etkin olabilmesi için, oda sıcaklığının 18oC civarında ve bağıl neminin yüksek olması gerekmektedir. Gaz halindeki formaldehit deri, mukoz membranlar ve göze yakıcı, aşındırıcı etki etmektedir. Dezenfektanın etki süresi sporların öldürülmesi isteniyor ise 24 saat civarındadır. Etki süresinden sonra amonyak ile nötralizasyon mümkündür.


LinkBack URL
About LinkBacks
Paylaş







Alıntı

Bookmarks