HAKLARIMIZ İÇİN, GELECEĞİMİZ İÇİN, HALKIMIZ İÇİN, ÜLKEMİZ İÇİN 15 MAYIS‘TA ANKARA‘DAYIZ!
Bildiğiniz gibi son dönemlerde gıda konusu dahil olmak üzere, tüm alanlarda yaşanan gelişmeler; mühendislik, mimarlık, şehir plancılığı uygulamaları ve eğitiminde de büyük tahribata yol açmış ve nitelikli işgücü olan mühendis, mimar ve şehir plancılarının işsizlik oranını artırmıştır. Mühendisliğin sanayi, tarım, kent ve toplum yaşamına yönelik, bilimsel teknik temellerdeki kamusal-toplumsal hizmet niteliği aşındırılmıştır. Sanayi, çalışma yaşamı, işçi sağlığı ve güvenliği, yapı denetimi, imar, tarım, gıda, madencilik, orman, su kaynakları, enerji, çevre ve kentleşme ile ilgili yasalar ve yönetmelikler, anayasal mesleki kuruluşlar olan mühendis, mimar şehir plancıları odalarının önerileri dikkate alınmadan düzenlenmektedir.
‘Gıda Güvenliği‘ sistemini kurmak ve işlemesini sağlamak ile yükümlü olan ‘Tarım ve Köyişleri Bakanlığı‘ 2010 yılında yayımlanan 5996 sayılı "Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu" ile birçok tartışmaya zemin yaratmıştır.
‘Gıda Güvenliği‘nin ülke çapında uygulanmasını sağlamak üzere bilgi ile donatılmış konunun uzmanı mühendislerin, küçük ve orta boy işletmelerin büyük bölümünde üretim ve denetim sürecinden uzaklaştırılması 5996 sayılı Kanun ile gündeme gelmiş, birçok itiraza rağmen Kanunun uygulanmasında herhangi bir değişiklik yapılmamıştır.
Gıda üretimi, büyük işletmelerin azınlıkta olduğu, küçük ve sayıca çok işletmenin oluşturduğu bir yapı ile sağlanmakta olup, bu işletmelerden konunun eğitimini almış kişilerin uzaklaştırılması son derece yanlış olup sonuçlarının toplum sağlığı için risk oluşturacağı ortadadır. İşletmede mühendislerin olacağı; üretici, halk, esnaf ve mühendis ortak yararına bir sistem kurgulanabilir diyoruz.
Gıda denetimlerinin özel sektöre devri gündemdedir. Kamu eliyle etkin denetimin sağlanamadığı bir ortamda başka seçeneklerin çözüm olmayacağı açıktır. İnsan sağlığına yönelik adımların; deneme yanılma yoluyla oluşturulması kabul edilemez.
Tarım ve Köyişleri Bakanlığı toplam 5.000 gıda denetçisi ile ülke çapında yaklaşık 450.000 üretim ve satış noktasını denetleyememekte, buna rağmen istihdam konusunda yeterli adım atılmamaktadır. Kamuda denetçi olarak gıda mühendisi istihdamı arttırılmalıdır. Riskli işletmelerde denetimler sıklaştırılmalı, denetçi yetkileri arttırılmalı, kayıt dışı üretimin önüne geçilmelidir.
Biz mühendisler olarak denetlenmeyen ve riskli görülen gıdaları soframızda istemiyoruz.
Merdivenaltı işletmelerde üretilen riskli ürünlerin ucuz fiyatlarla tüketiciye ulaşmasına göz yumulmasını da istemiyoruz. Güvenli ve ucuz gıdaya ulaşmak tüketicilerin hakkıdır diyoruz.
Tüketici ne tükettiğini bilmelidir, gıda denetiminde şeffaflık sağlanmalıdır diyoruz.
Yeni bölümler açılarak işsiz mühendisler ordusu yaratmaktan vazgeçilmeli, var olan üniversitelerin eğitim kaliteleri iyileştirilmelidir. Eğitim haktır, bu hakkın en iyi biçimine layık olan bizler bunu söylemekten ve istemekten asla bıkmayacağız. Bunları defalarca söyledik. Şimdi bir kez daha, hep beraber 15 Mayıs‘ta bu sözleri alanlardan söylemenin zamanıdır.
Geleceğin mühendisleri, sevgili öğrenci arkadaşlarımız...
İşsiz mühendisler...
5996 Sayılı Kanun nedeniyle işini kaybedenler...
Meslek onuruna sahip çıkma kararlılığında olanlar...
Haydi hep birlikte sorunlarımıza sahip çıkmak üzere 15 Mayıs‘ta Ankara‘da olalım.
R.Petek ATAMAN
BAŞKAN
Alıntıdır.


LinkBack URL
About LinkBacks
Paylaş







Alıntı

Bookmarks