11 sonuçtan 1 ile 11 arası
  1. #1
    Ön Lisans Üye kübrayln - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Bilgilere Ulaşabilmek İçin Üstteki Düğmeleri Kullanın
    Üyelik tarihi
    20 Sep 07
    Yaş
    22
    Şehir
    16 BURSA
    Üniversite
    Uludag Universitesi
    Meslek
    GIDA TEKNİKERİ
    Sektör
    İŞ ARIYORUM
    Mesajlar
    230
    Konular
    110
    Eklentileriniz
    4
    Kazanılan Kredi
    200
    Kullanılan Kredi
    3
    Kalan Kredi
    197

    Pastörize sütün zaraları

    İŞTE, PASTÖRİZE SÜTÜN ZARARLARI!

    Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nden Prof. Dr. Ahmet Aydın, sütün, çok faydalı bir içecekken pastörizasyon, yüksek ısı uygulaması (UHT) ve homojenizasyonla çok zararlı bir ürün haline geldiğini söyledi. Hangi sütü içelim? Sütü nasıl tüketmeliyiz? İşte cevapları...



    Prof. Dr. Ahmet Aydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, sütün raf ömrünü uzatmak için yapılan pastörizasyon ve UHT'nin bazı hastalık yapan bakterileri ortadan kaldırırken, faydalı bakterileri de yok ettiğini söyledi.
    Sütün içindeki faydalı bakterilerin hastalık yapmadıkları gibi, birçok hastalığı da önlediğini, sütün kesilmesini ve ekşimesini sağladığını ifade eden Aydın, ''Süt, çok faydalı bir içecekken pastörizasoyon, UHT ve homojenizasyonla çok zararlı bir ürün haline geliyor'' görüşünü dile getirdi.
    Ahmet Aydın, pastörizasyonun, sütün vitamin ve mineralle zenginleşmesini engellediğini, sindirim enzimlerini tahrip ettiğini ileri sürerek, ''Tahrip olan ve sindirilmeyen protein parçacıkları, bağırsaktan kanımıza geçiyor, vücut da bunları düşman olarak algılıyor ve bağışıklık sistemini tahrip ediyor. İnsan vücudu tahrip oluyor ve alerjik hastalıklara, bağışıklık sistemi hastalıklarına, romatizmal hastalıklara neden oluyor. Çocuklarda görülen kronik orta kulak iltihabının altında da süt kullanımı vardır'' diye konuştu.
    Homojenizasyon sırasında uygulanan basıncın süt proteinlerinin moleküler yapısını büyük ölçüde değiştirdiğini kaydeden Aydın, molekül yapısı değişmiş proteinlerin immün sistemini aşırı uyardığını ve çocuğun ileride diyabet, astım ve multiplskleroz gibi ''otoimmün-kendi dokularını tahrip edici'' hastalıklara yakalanmasına yol açtığını iddia etti.
    Prof. Dr. Aydın, sütün iyi bir kalsiyum kaynağı olmadığını savunarak, ''Bizim gibi ülkelerde laktaz eksikliği çok fazladır. Bu nedenle bizim gibi ülkeler yoğurdu bilir, yoğurt ihtiyaçtan doğmuştur. Batı ülkeleri yoğurdu bilmez, çünkü onlar süt şekerine daha eğilimlidirler'' dedi.

    SÜT, SAĞLAM KEMİKLERİ SAĞLAMLAŞTIRI MI?

    Aydın, ''Süt, sağlam kemiklere neden olur'' yargısının da kırılması gerektiğini belirterek, sütün kemikleri sağlamlaştırmadığını, tahrip ettiğini savundu.
    Sütün kalsiyum miktarının yüksek olduğunu, ama iyi emilebilmesi için yeterli kalsiyum-fosfor dengesini tutturamadığını ifade eden Aydın, şöyle konuştu:
    ''Çünkü kalsiyumun emilebilmesi için fosforla belli bir oranı tutturması gerekiyor. Maalesef sütte bire bir gibi oran vardır ve kalsiyum, fosfor iyi emilmez. İyi emilmediği zaman da kana geçmez. En çok süt tüketen ülke ABD'dir, yılda kişi başına 130 litre süt tüketimi vardır. Ve en çok da kemik kırıkları ve kemik erimesi burada görülür. Meksikalı ve siyahlar fazla süt tüketmezler, bunlarda kemik kırıkları son derece derece azdır.''
    Dereotu ve rokada, sütten daha fazla kalsiyum bulunduğunu anlatan Ahmet Aydın, ''Kalsiyum pek çok yeşil yapraklıda var. Bunlar ayrıca bir yığın vitamin sağlıyor. Hele de bunları taze taze tüketirseniz. Emilim açısından kalsiyum, fosfor oranları da çok iyi. Yeşil yapraklılar kemiklerin kuvvetlenmesi için gerekli olan potasyum, magnezyum açısından da zengin. Kemiklerin güçlü olması için yeşil yapraklıların tüketilmesine önem verilmeli'' dedi.

    SÜT ÜRÜNÜ TÜKETİN

    Sütü süt olarak değil, süt ürünü olarak kullanmanın daha doğru olacağını dile getiren Aydın, şu önerilerde bulundu:
    ''Mümkünse günlük mandra sütü tüketilmelidir. Sütü alınan hayvanın meralarda otlamasına ve suni yem yememesine dikkat edilmeli. Temiz olduğuna güveniliyorsa, sokak sütçüsünden de süt alınabilir. Şehirdeki en iyi seçenek, günlük pastörize şişe sütleridir. Uzun ömürlü homojenize kutu sütlerini kesinlikle kullanmayın. Sadece ekşiyen veya kesilen süt ve yoğurtları yiyiniz. Sütü süt olarak değil, mayalanmış olarak yoğurt, kefir, peynir olarak kullanın. Böylece olunca kaynatmaktan dolayı kaybedilen vitamin, mineral ve enzimlerin bir kısmını geri kazanılır.''

    TGDF GÖRÜŞÜ

    Türk gıda ve içecek sektöründe faaliyet gösteren 23 ayrı sektörel derneğin bir araya gelerek oluşturduğu Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu (TGDF) Genel Başkanı Şemsi Kopuz da sütün, ''bileşimindeki protein, karbonhidrat, mineral ve vitaminler açısından dengeli beslenmede önemi tartışılmaz doğal bir gıda olduğunu'' bildirdi.
    Topuz, pastörizasyon ve UHT işleminin, ''çiğ sütte bulunan 'patojen-hastalık yapıcı' mikroorganizmalardan kaynaklanacak olası sağlık risklerini ortadan kaldırmak amacıyla, sütün besin değerlerini en yüksek derecede koruyacak sıcaklık ve sürede optimize edilmiş ısıl işlemleri olduğunu'' anlatarak, ''UHT tekniği ile üretilen sütlere uygulanan bu ısıl işlemlerin aksine sokak sütlerine evde uygulanan geleneksel kaynatma işleminde sütün içerisindeki mikroorganizmalar tam olarak yok edilemediği gibi sütün içerisindeki besin değerleri de kayba uğramaktadır'' dedi.
    Homojenizasyonun, ''süt içerisinde bulunan yağ damlacıklarının sütün her tarafına homojen bir şekilde dağılmasını sağlamak ve üst yüzeyde toplanmasını engellemek'' amacıyla uygulandığını kaydeden Topuz, homojenizasyon işlemi ile süt yağının homojen dağılımının sağlandığını, süt yağ globüllerinin daha küçük parçalara bölünmesiyle süt yağının sindiriminin kolaylaştırıldığını bildirdi.
    samanyoluhaber




  2. #2
    Kurucu Sinan COSKUN - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Bilgilere Ulaşabilmek İçin Üstteki Düğmeleri Kullanın
    Üyelik tarihi
    06 Feb 07
    Yaş
    30
    Şehir
    34 İST AVR.
    Üniversite
    Mersin Universitesi
    Meslek
    Yazılım
    Sektör
    İnternet Hizmetleri
    Mesajlar
    2.043
    Konular
    187
    Eklentileriniz
    50
    Kazanılan Kredi
    Kurucu
    Kullanılan Kredi
    Kurucu
    Kalan Kredi
    Kurucu

    Standart Cvp: Pastörize sütün zaraları

    Paylaşım için teşekkürler kübra yanlız anahtar kelimeyi girmeyi unutmuşsun. Şimdilik ben ekledim ama diğer paylaşımlarında eklersen sevinirim
    Kolay gelsin



  3. #3
    GidaGundemi.com Yazarı Şengül PARLAK - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Bilgilere Ulaşabilmek İçin Üstteki Düğmeleri Kullanın
    Üyelik tarihi
    22 Feb 07
    Yaş
    35
    Şehir
    35 İZMİR
    Üniversite
    Anadolu Universitesi
    Meslek
    Kalite Yönetim
    Sektör
    Zeytinyağı
    Mesajlar
    1.348
    Konular
    138
    Eklentileriniz
    42
    Kazanılan Kredi
    2100
    Kullanılan Kredi
    1
    Kalan Kredi
    2099

    Standart Cvp: Pastörize sütün zaraları

    Bu açıklamanın karşıt görüşünü sizle paylaşmak isterim. Yorumları sizlere bırakıyorum.

    BASININ VE KAMUOYUNUN DİKKATİNE!
    SAĞLIK RİSKİ TAŞIYAN SOKAK SÜTÜNÜ ÖNEREN ZİHNİYETİ KINIYORUZ!
    Pastörizasyon ve sterilizasyon işlemi uygulanmış sütlerle ilgili olarak bir süredir internet üzerinden dolaşan yanıltıcı ve bilimsel doğruluktan uzak bir açıklamanın basında da yer aldığını üzülerek gözlemliyoruz. Açıklamayı kaleme alan kişinin bir tıp profesörü olması ise ayrı bir talihsizliktir. Pastörizasyon ve sterilizasyon işlemleri, sütün bozulmasına neden olan ve çiğ sütten insana geçerek insan sağlığına olumsuz etkilerde bulunacak mikroorganizmaları n yok edilmesi hedefi ile gerçekleştirilen işlemlerdir. Uygulanan ısıl teknolojiler değerli bilim adamlarınca “minimum risk, maksimum fayda” prensibi ile geliştirilmiş, tüm dünya ülkelerinde güvenli bir biçimde çok uzun yıllardır uygulanan teknolojilerdir. Bu yolla tüketicilerin sağlığı riske atılmadan, ürünler en az kayıpla işlenmektedir. Bu aşamada hiçbir kimyasal koruyucu kullanılmamaktadı r. Bu açıklamalar ile pastörizasyon ve sterilizasyon teknolojileri hakkında tüketiciler üzerinde yanıltıcı bir biçimde olumsuz izlenim yaratılıp; sokak sütü satın alınması teşvik edilmekte ve bir yandan sağlık risklerine gebe olan, diğer yandan besin değeri açısından büyük kayıplara yol açan kaynatma işlemi önerilmektedir. Sokak sütçülüğü ülkemizde sağlık riskleri nedeni ile 1930’da yasaklanmış bir satış biçimidir.

    İnsan sağlığı ve gelişiminde hayati rolü olan; doğanın tüm memelilere ilk olarak sunduğu bir gıda maddesinin tüketimini arttırmak yönünde çalışmalar yapılırken, bir bilim adamının tüketicileri yanıltan ve yanlışa sürükleyen bu açıklamasını kınıyoruz. Tüketicilerimizden, konunun uzmanlarınca yapılan açıklamalara inanmalarını, değerli bilim adamlarımızdan da yetkin olmadıkları konularda açıklama yapmamalarını talep ediyoruz.

    TMMOB Gıda Mühendisleri Odası
    17.01.2008
    R. Petek ATAMAN

    Yönetim Kurulu Başkanı



  4. #4
    Ön Lisans Üye kübrayln - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Bilgilere Ulaşabilmek İçin Üstteki Düğmeleri Kullanın
    Üyelik tarihi
    20 Sep 07
    Yaş
    22
    Şehir
    16 BURSA
    Üniversite
    Uludag Universitesi
    Meslek
    GIDA TEKNİKERİ
    Sektör
    İŞ ARIYORUM
    Mesajlar
    230
    Konular
    110
    Eklentileriniz
    4
    Kazanılan Kredi
    200
    Kullanılan Kredi
    3
    Kalan Kredi
    197

    Standart Cvp: Pastörize sütün zaraları

    Yanlış anlaşılmak istenmem ama bende sokaktan alınan sütleri temiz daha sağlıklı olduğunu idda etmiyorum karşıyım alınmasına ama böyle bir haberide okuyunca paylaşmak istedim.Bende ısıl işlem uygulanmış sütlerin daha sağlıklı olduğuna inanıyorum.



  5. #5
    GidaGundemi.com Yazarı Oğuz Pelikli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Bilgilere Ulaşabilmek İçin Üstteki Düğmeleri Kullanın
    Üyelik tarihi
    21 Feb 07
    Yaş
    36
    Şehir
    35 İZMİR-KSK
    Üniversite
    Ege Universitesi
    Meslek
    Gıda Mühendisi
    Sektör
    Danışmanlık
    Mesajlar
    2.707
    Konular
    383
    Eklentileriniz
    70
    Kazanılan Kredi
    3500
    Kullanılan Kredi
    31
    Kalan Kredi
    3469

    Standart Cvp: Pastörize sütün zaraları

    eğer bu haberdeki kişi gerçekten böyle birşeye inanıyorsa çok vahim bir durum söz konusu. bu adam ki prof olmuş bir sürü öğrenci yetiştiriyor (Yanlış eğitiyor).
    Tek diyebileceğim şey o adamı o üniversitede hala prof diye tutanlar utansın.
    Bu devirde bilimin bu kadar ilerlediği bir zamanda hala sokak sütçüsünü öneren bir bilim insanı(!) olduğunu görmek son derece üzücüdür.
    Bu prof hiçbirşeyden anlamıyorsa en azından şunu yapsın sokak sütçüsünden alınmış ve ocakta kaynatılmış süt ile uht veya pastörize sütün besin ve mikrobiyolojik değerlerini bir karşılaştırsın da sonucu gördükten sonra bunları konuşsun. Onu yapacak kadar da becerikli değilse birçok gıda mühendisliği bölümünde bu konuda lisans veya lisansüstü tezleri bulabilir. En azından onları incelesin.
    Devletin bu adamı hala üniversitede tutuyor olması bile büyük bir ayıp...



  6. #6
    Prof. Dr.
    Bilgilere Ulaşabilmek İçin Üstteki Düğmeleri Kullanın
    Üyelik tarihi
    10 Apr 07
    Şehir
    07 ANTALYA
    Üniversite
    Suleyman Demirel Universitesi
    Meslek
    gıda mühendisi
    Sektör
    yemek
    Mesajlar
    3.368
    Konular
    892
    Eklentileriniz
    172
    Kazanılan Kredi
    8600
    Kullanılan Kredi
    26
    Kalan Kredi
    8574

    Standart Cvp: Pastörize sütün zaraları

    valla bugünlerde böyle saçmalıklar okumaktan bıktım artık ayıp da ne ayıp hemde



  7. #7
    Kurucu Figen YÜCE - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Bilgilere Ulaşabilmek İçin Üstteki Düğmeleri Kullanın
    Üyelik tarihi
    24 May 07
    Yaş
    28
    Şehir
    34 İST AVR.
    Üniversite
    Suleyman Demirel Universitesi
    Meslek
    Gıda Mühendisi
    Sektör
    Unlu Mamüller
    Mesajlar
    2.122
    Konular
    319
    Eklentileriniz
    57
    Kazanılan Kredi
    Kurucu
    Kullanılan Kredi
    Kurucu
    Kalan Kredi
    Kurucu

    Standart Cvp: Pastörize sütün zaraları

    Bu konuda benim de elimde bir kaynak var, ben de paylaşayım o zaman tartışalım;

    " Anne sütü iki yaşına kadar gerekli tek yemektir. Anne sütü olmazsa o zaman koyun veya keçi sütü insana inek sütünden daha uygundur. Bütün sütleri özellikle inek sütünü sağıldıktan sonra ılık içmek şifalıdır. Bekletilip ve kaynatıldıktan sonra içilirse yemek gibi olur şifası olmaz.

    Pastörize sütlerin ise faydasından çok zararı vardır. Çünkü midede sütü hazım için sistem yoktur. Süt bağırsakta ve oradaki mikroplar ile hazım olunur. Eğer insan antibiyotik ile tedavi görmüş ise antibiyotik zararlılar ile beraber bağırsaktaki faydalı mikropları da öldürdüğü için süt hazım olunamaz. Balgam, kireçleme ve bütün damarlarda tıkanıklığa sebep olur. Yine de pastörize süt içilmek istenirse zencefil ile kaynatıp biraz ılıklaşınca bal ile karıştırarak içmektir. Zencefil sütün hazmını kolaylaştırır.

    En güzel en sağlıklı olanı sütten yoğurt yapmaktır. Yoğurttaki mikroplar sütü hazmeder. Mikroplarla hazım olunmuş süt yoğurt olur ve vücut onu çok rahat hazmeder. Yoğurt sütte bulunan bütün faydaları taşır ve zararlarını yok eder. Yoğurt bir gün sonra biraz ekşiyince yenilmelidir. Mayalandıktan hemen sonra hiç ekşimeden yenilirse, süt sonuna kadar hazım olunmadan yenilmiş olur. Kefir ve kültürmelk de yoğurt gibi şifalıdır. Hatta kefir ve kültürmelk daha şifalıdır, çünkü onlarda bağırsakta bulunan faydalı mikroplar daha fazladır. Sabahları aç karna içilirse gazın yok olmasına ve bağırsakların çalışmasına yardımcı olur. Peynir yoğurtun suyu alındıktan sonra yapılır. Yoğurdun en şifalı sıfatlarını kaybeder, hazmı en ağır kısmı kalır. Peynirin hazmını kolaylaştırmak için domates salata gibi şeylerle birlikte yenilirse, bu sebzeler hafif sular taşıdığı için peynirin hazmına yardımcı olur. "

    Kaynak : Dr. Aidin Salih' in Kitabından Alıntıdır.

    Bu arada ben "kültürmelk" i ilk defa duyuyorum, kendimden utanmalı mıyım



  8. #8
    GidaGundemi.com Yazarı Oğuz Pelikli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Bilgilere Ulaşabilmek İçin Üstteki Düğmeleri Kullanın
    Üyelik tarihi
    21 Feb 07
    Yaş
    36
    Şehir
    35 İZMİR-KSK
    Üniversite
    Ege Universitesi
    Meslek
    Gıda Mühendisi
    Sektör
    Danışmanlık
    Mesajlar
    2.707
    Konular
    383
    Eklentileriniz
    70
    Kazanılan Kredi
    3500
    Kullanılan Kredi
    31
    Kalan Kredi
    3469

    Standart Cvp: Pastörize sütün zaraları

    Süt ürünlerinden kaynaklanan hazım problemleri için önce laktoz intoleransı anlamak gerekir.

    Bu arada cerrahpaşa tıp fakültesine bu haberin gerçekliliği ile ilgili hem soru hem protesto e-postası gönderdim. olurda cevap yazarlarsa sizle paylaşırım.

    Laktoz intoleransı

    Yıllarca, inek sütü midede şişkinlik, hazımsızlık, ürtiker plakları (vücutta oluşan kaşıntılı kızarıklıklar) gibi istenmeyen rahatsız edici semptomların kaynağı diye bilinir. Bu reaksiyonlar süt proteinlerine karşı alerji yada laktoz intoleransından kaynaklanır. Bebeklerde her ikisi de aynı anda olabilir. Süt, çocuğun karşılaştığı ilk yabancı protein kaynağı ve muhtevasıyla çok önemli bir besin kaynağıdır ve bu nedenle bebeklerin diyetinden kolayca çıkarılamaz.

    Laktoz intoleransı, sütün baskın şekeri laktozun yeterli sindirilememesinden kaynaklanır. Bu yetersizlik laktaz enziminin eksikliğinden kaynaklanır. Laktaz enzimi normalde ince bağırsak hücreleri tarafından üretilir. Laktaz enzimi laktozu emilip kana geçebilmesi için daha küçük formları olan galaktoz ve glikoza parçalar. Alınan laktozu sindirebilmek için gerekli laktaz yeterli olmadığı zaman, çok tehlikeli olmasa da ciddi bir stres oluşur. Laktaz enzim eksikliği olan her insanda semptom görülmese de bu insanlarda laktoz intoleransı var kabul edilir. Genel olarak semptomlar; mide bulantısı, kramplar, dolgunluk, şişkinlik, gaz, ishaldir. Bu semptomlar laktoz alındıktan yarım saat ile 2 saat arasında bir süre sonra başlar. Semptomların şiddeti kişinin laktozu tolere edebilmesine göre değişir.

    Laktaz etki mekanizması (www.indiana.edu/~ensiweb/ lessons/tp.milk3.html ' den alınmıştır)

    Laktoz intoleransının bazı sebepleri çok iyi bilinmektedir. Örneğin ince bağırsak ülseri enzim üretimini azaltabilir. Daha seyrek olarak çocuklarda laktaz üretimi doğuştan düşük olabilir. Bir çok insan için ise laktaz eksikliği doğal olarak zamanla gelişen bir durumdur. Yaklaşık 2 yaşından sonra, vücut; laktazı daha az üretmeye başlar. Bununla birlikte bir çok insan yaşlanmadan önce semptomlarla karşılaşmayabilir.

    Her ne kadar Kuzey Avrupalı bir çok insan hayatları boyunca kendilerine yetecek laktaz üretebiliyor olsalar da; Ortadoğu, Hindistan, Afrika'nın bir bölümünde yaşayan insanlarda yada bu insanların dünyanın herhangi bir yerindeki akrabalarında laktaz eksikliği oldukça yaygındır. Yetişkinlerin %70' inde değişik derecede laktoz intoleransı mevcuttur. Avrupa'da bir çok ülkede beyazların %5' inde, diğer etnik gruplarda ise daha yüksek oranlarda laktoz intoleransı mevcuttur.

    İntoleransa neden olan süt ve süt ürünlerinin miktarı insandan insana semptom çeşitliliğine neden olur. Düşük bağırsak laktaz aktivitesine sahip bir çok insan, bir bardak sütü rahatsızlık hissetmeden tolere edebilir. Sert peynir (laktozu düşüktür), ve yoğurt gibi fermente süt ürünlerini de rahatlıkla tolere edebilir. Yoğurt gibi fermente süt ürünlerinin, dünyanın laktaz eksikliği çok olan bölgelerde yaygın bir şekilde tüketilmesinin nedeni de budur.

    Tedavi

    Genelde, sindirim sisteminde laktoz emilimini belirlemek için kullanılan testler laktoz tolerans testi, hidrojen solunumu testi ve dışkı asit testidir. Bu testler bir hastanede, klinikte yada muayenehanede yatmaya gerek olmadan ayaktan bir hastada uygulanabilir.

    Laktoz tolerans testi önce bir aç kalma süreciyle başlar ve daha sonra laktoz içeren bir sıvının içilmesi onu takip eder. 2 saatlik periyotlarla kan örnekleri alınır. Laktozun emilimi ile artması gereken kanda glikoz seviyesi ölçülür. Normalde, laktoz sindirim sistemine girdiğinde laktaz enzimi tarafından galaktoz ve glikoza parçalanır. Kana geçen galaktoz ve glikoz karaciğere gider. Galaktoz karaciğerde glikoza dönüşür ve kan glikoz düzeyi yükselir. Eğer laktoz tam olarak parçalanmazsa kan glikoz seviyesi yükselmez ve tedavi endikasyonu doğar.

    Solunumda hidrojen testinde, insanın solunumundaki hidrojen miktarı ölçülür. Solunumda normalde çok düşük miktarda hidrojen vardır. Laktoz sindirilmediğinde kalın bağırsakta bulunan bakteriler tarafından fermente edilir. Bunun sonucu hidrojenide içeren çeşitli gazlar açığa çıkar. Bu hidrojen gazı bağırsaktan emilir ve kana geçer ve akciğerler yolu ile atılır. Testte hastalar laktozlu bir sıvı içerler ve düzenli aralıklarla solunum havası analiz edilir. Yükselen hidrojen oranı laktoz sindiriminin bozuk olduğunu gösterir. Çeşitli besinler, medikal ürünler ve sigara testin hassasiyetine etki edebilir. Bu yüzden test boyunca bunlardan kaçınmak gerekir. Bu test hem çocuklara hem de yetişkinlere uygulanabilir.

    Sütteki laktoz miktarı

    Bütün hayvan sütleri laktoz içerir. Soya sütü aslında bir bitki suyudur ve laktoz içermez. Diğer şekerlerden içerse de laktoz intoleransı olan insanlarda benzer semptomlara yol açabilir.


    Bazı insanlar sadece inek sütüne karşı alerjik rahatsızlığa sahip olsalar da, laktoz intolerant insanların tüm hayvani sütlerden uzak durmaları gerekmektedir. Keçi sütü kullanmak ta semptomları azaltmamaktadır.

    Gizli laktoz

    Her ne kadar süt ve sütten yapılan gıdalar doğal besin kaynakları olsa da, laktoz sık sık hazır gıdalara eklenmektedir. Laktoz toleransı düşük olan insanlar şunu bilmelidirler ki; bir çok gıda ürününde düşük oranlarda laktoz bulunabilir. Örneğin;

    * Ekmek ve diğer fırın ürünleri
    * İşlenmiş kahvaltılık tahıllar
    * Toz patates, çorba ve kahvaltılık içecekler
    * Margarin
    * Salata sosları
    * Şekerlemeler ve diğer çerezler
    * Bisküvi ve kek karışımları

    Süt ürünleri içermez diye etiketlenen bazı ürünler örneğin, kahve kremaları ve diğer kremalar aynı zamanda süt ürünlerinden türetilen dolayısı ile laktoz içeren katkı maddeleri bulundurabilirler.

    Akıllı tüketiciler gıdaların etiketlerine dikkatli bakmayı öğrenirler. Sadece süt ve laktoz miktarı ile yetinmezler aynı zamanda peynir altı suyu, süt yan ürünleri, ve yağsız süt tozlarına dikkat ederler. Eğer etiket üzerinde bunlardan birisi mevcutsa ürün laktoz içeriyor demektir.

    Bunlara ek olarak laktoz; reçete ilaçlarının % 20' sinin, diğer ilaçların ise % 6 ‘sının yapımında kullanılır. Bir çok doğum kontrol hapında da, mide asidi ve gazı için üretilen tabletlerde olduğu gibi laktoz vardır. Bunlar ancak şiddetli laktoz intoleransı olanlarda etki gösterir.



  9. #9
    Ön Lisans Üye kübrayln - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Bilgilere Ulaşabilmek İçin Üstteki Düğmeleri Kullanın
    Üyelik tarihi
    20 Sep 07
    Yaş
    22
    Şehir
    16 BURSA
    Üniversite
    Uludag Universitesi
    Meslek
    GIDA TEKNİKERİ
    Sektör
    İŞ ARIYORUM
    Mesajlar
    230
    Konular
    110
    Eklentileriniz
    4
    Kazanılan Kredi
    200
    Kullanılan Kredi
    3
    Kalan Kredi
    197

    Standart Cvp: Pastörize sütün zaraları

    SÜT VÜCUT DİRENÇİNİ ARTTIRIYOR

    Süt faydaları saymakla bitmiyor. Sütü doğumdan itibaren yaşamın her evresinde içmek gerek.
    Hacettepe üniversitesi Beslenme ve Diyetetik bölümü Başkanı Prof.Dr. Tanju Besler, insan vücudunun hastalıklara karşı daha dirençli olması için her yaşta mutlaka süt tüketilmesi gerektiğini belirtti.
    Besler,Milli Eğitim Bakanlığı Çıraklık ve Yaygın Eğitim Genel Müdürlüğü ile Tetra Pak Türkiye işbirliğiyle Mersin Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Sağlıklı Süte Çağrı” seminerinde, dünyada çocuk ölümlerinin büyük çoğunluğunun yetersiz ve dengesiz baslenmeden kaynaklandığını belirtti.
    Toplumda beslenmenin bilinçli yapılması halinde çocuk ölümlerinin azalacağını ifade eden besler, “ABD’de çok küçük yaşlardan itibaren beslenmenin önemini vurgulamak için okullarda ve okul öncesi eğitimde bilgilendirme programları yürütülmektedir. Dolayısıyla eğitim şart dedi.”
    Besin değeri yüksek olan sütün yaşamın her döneminde vazgeçilmez olması gerektiğini ifade eden Besler, şöyle konuştu”Doğumdan itibaren yaşamın her evresinde süt içilmesi gerekiyor.Bir bardak sağlıklı sütle kalsiyum ve fosfor gibi mineral ihtiyaçının yarısı karşılanıyor. Kemik sağlığı, diş sağlığı ve vücudun enerji mekanizmasında kalsiyuma ihtiyaç vardır. İnsan vücudunun hastalıklara karşı daha dirençli olması için her yaşta mutlaka süt tüketilmesi gerekiyor.”

    ARAŞTIRMADAN ÇIKAN SONUÇ

    Tetra Pak Türkiye Kurumsal İletişim Müdürü Yasemin Ayginin de açıkta satılan sütün düşük olan vitamin değerinin, kaynatıldıktan sonrada önemli oranda kaybolduğunu söyledi.
    Uluslararası standartlarda, 1 mililitre sütte kabul bakteri miktarının 5 bin iken, HÜ tarafından açık süt örneklerinde yapılan incelemede bu sayının100 bine kadar yükseldiğinin belirlendiğini ifade eden Ayginin, şunları kaydetti:”Yapılan saha araştırmasında, Ankaranın 39 semtinden eldeedilen 150 sokak, 109 UHT ve 41 pastörize süt örneği üzerinde yapılan laboratuvar analizlerine göre, UHT uzun ömürlü sütün insan sağlığı açısından tüm standartlara uygun özellikler taşıdığı açıkça ortaya çıktı.”




    arkadaşlar benim sakladığım bi yazıydı konuyla ilgili olduğunu düşündüm paylaşayım dedim sanırım artık hangi sütü tüketeceğimiz bir kez daha kanıtlanmış oldu



  10. #10
    Ön Lisans Üye bilana - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Bilgilere Ulaşabilmek İçin Üstteki Düğmeleri Kullanın
    Üyelik tarihi
    04 Oct 07
    Yaş
    28
    Şehir
    26 ESKİŞEHİR
    Üniversite
    Afyon Kocatepe Universitesi
    Meslek
    Kalite Kontrol
    Sektör
    Un Sektörü
    Mesajlar
    235
    Konular
    82
    Eklentileriniz
    6
    Kazanılan Kredi
    300
    Kullanılan Kredi
    109
    Kalan Kredi
    191

    Standart Cvp: Pastörize sütün zaraları

    Bende bu konuyla ilgili bi yazı okudum insanların kafası karışıyor yahu;

    Akay Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü'nden Prof. Dr. Bülent Menteş, vatandaşlara "Güveniyorsanız sütü sokak sütçüsünden, meyve ve sebzenizi ise pazaryerinden alın" önerisinde bulundu.

    Bülent Menteş ANKA'ya yaptığı açıklamada, kaymak bağlamayan, ekşimeyen ya da kesmeyen süt ya da yoğurdun doğal olmadığını belirtti. "Mümkünse günlük mandıra sütü tüketilmelidir. Güveniyorsanız sokak sütçüsünden de süt alabilirsiniz" diyen Menteş, şehirdeki en iyi olabilecek seçeneğin günlük pastörize şişe sütler olduğuna işaret etti. Menteş, süt pastörizasyonunun bazı hastalık patojen bakterilerini ortadan kaldırırken, faydalı bakterileri de yok ettiğini kaydederek, "Bu nedenle zehir ortamında sütten çok mayalanmış süt ürünleri tercih edilmelidir" dedi.

    Menteş, sadece ekşiyen veya kesilen süt ve yoğurtların yenilmesi gerektiğini belirtirken, kefirle mayalanmış sütün çok yararlı olduğunu bildirdi. Uzun ömürlü homojenize kutu sütlerin kullanılmaması gerektiğini ifade eden Menteş şunları kaydetti:

    "Süt ya da yoğurt ekşimesin ya da kesilmesin diye içlerine antibiyotikler konulmakta ve süt içindeki probiyotiklerin tümüne yakını kaybolmaktadır. Ayrıca homojenizasyon sırasında süte 2 ton civarında bir basınç uygulanmakta ve süt proteinlerinin moleküler yapısı büyük ölçüde değişmektedir. Molekül yapısı değişmiş proteinler immün sistemi aşırı uyararak, çocuğun ileriki yaşamında Tip 1 Diyabet ve Multipl Skleroz gibi otoimmün (kendi dokularını tahrip edici) hastalıklara yol açmaktadır."

    Menteş, teknolojinin değdiği her şeyden uzak durulmasını isterken, olanak varsa yiyeceklerin kırsaldan getirilmesini önerdi. En azından pazar yerinden alışveriş yapılması gerektğine işaret eden Menteş, "Büyük marketlerde ambalajlı, her biri bir diğerine benzeyen ürünleri tercih etmeyiniz. En doğal olanları, pazaryerlerinde yığılmış birbirine benzemeyen, kimi büyük, kimi küçük kimi çürümüş meyve ve sebzelerin güzel olanlarını ayıklayıp alınız."

    Kaynak: ANKA



  11. #11
    Yüksek Lisans Üye feraset - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Bilgilere Ulaşabilmek İçin Üstteki Düğmeleri Kullanın
    Üyelik tarihi
    28 Aug 07
    Yaş
    29
    Şehir
    38 KAYSERİ
    Üniversite
    Selcuk Universitesi
    Meslek
    Öğretim Görevlisi
    Sektör
    Eğitim
    Mesajlar
    934
    Konular
    295
    Eklentileriniz
    19
    Kazanılan Kredi
    950
    Kullanılan Kredi
    184
    Kalan Kredi
    766

    Standart Cvp: Pastörize sütün zaraları

    eğer sağılan süt son derce hijyenik şartlarsa sağılabiliyorsa ve düşük mükroorganizma sayısıyla muhafaza edilebiliyorsa o zaman belki bu pastörizasyon, homojenizasyon gibi işlemler bu tür değişikliklerle insana zararlı diyebiliriz. ama sütü böyle muhafaza edebilmenin imkanı var mı ki? hangi sokak sütçüsü sütünü el değmeden, sürekli dezenfekte edilen son derece hijyenik sağım aletleriyle sağıyor ve soğuk ortamda muhafaza ediyor ki sokak sütü tavsiye ediliyor? ki süt de bilindiği gibi son derece riskli bir ürün ve ister istemez birçok mikroorganizma süte kontamine oluyor. yani bu doktorun söylediği şeylerin pratikte hiçbir anlamı yok malesef...



Benzer Konular

  1. pastörize yumurta
    By sellinizmir in forum Et ve Et Ürünleri
    Cevaplar: 2
    Son Mesaj: 27-07-2010, 11:45
  2. Pastörize yumurta fizibilite raporu
    By hedjaz in forum Yatırım projeleri
    Cevaplar: 3
    Son Mesaj: 24-05-2009, 18:35
  3. pastörize süt ve mamulleri üretim akışı
    By makaay in forum Süt ve Süt Ürünleri
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 31-03-2008, 20:46
  4. Pastörize süt üretim çiftliği :)
    By engineer in forum Komik Resim ve Videolar
    Cevaplar: 5
    Son Mesaj: 05-11-2007, 16:33
  5. pastörize yumurta üretimi-sunum
    By t_dikmen in forum ÇÖP KUTUSU
    Cevaplar: 11
    Son Mesaj: 15-09-2007, 23:25

Konuyu İnceleyen Üye Sayisi: 0

You do not have permission to view the list of names.

Bookmarks

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0