Prof. Dr. Onur Devres / İTÜ Gıda Mühendisliği Bölümü
Gıdaların ambalajlanmasının ana amacı gıdayı mikrobiyal ile kimyasal bulaşmalardan; oksijen, su buharı ve ışık ile etkileşimden korumaktır. Bu işlemin başarısı doğrudan gıdaların raf ömrünü belirlemektedir. Diğer taraftan ambalajlar aynı zamanda üretici ile tüketici arasında iletişimin de bir aracıdır. İçerik ve üretim bilgileri, son kullanım tarihi ile tasarım çekiciliği bu kapsamda sayılabilir. Plastikler, çok geniş yelpazede farklı polimerlere sahip olmaları ile tüm bu istemleri yerine getirebilmektedirler. Başlıcaları şu şekilde sıralanabilir: a) PE (polietilen) üç şekilde olabilmektedir: yüksek yoğunluklu (HDPE), düşük yoğunluklu (LDPE) ve lineer düşük yoğunluklu (LLDPE), b) PP (polipropilen), c) PET (polietilenterafitalat), d) PS (polisteren) farklı şekillerde üretilebilir: başlıcaları kristal, yüksek dayanıklı ya da köpük olarak verilebilir, e) PVC (polivinilklorür), f) PC (polikarbonat) ve g) E/VAL (etilen/vinil alkol). Polimerler tek başlarına kullanılabildikleri gibi, istenen amaca hizmet etmek üzere diğer polimerler ya da alüminyum veya karton gibi malzemelerle de bir arada kullanılabilirler.
Gıda ambalajlarının inert olması, gıda ve atmosfer ile reaksiyona girmemesi, pasif kalması istenir. Bununla birlikte aktif ambalajlama olarak adlandırılan yeni uygulamalarda ambalaj maddesi artık farklı bir rol oynamaktadır. Taze meyve-sebzelerin paketlenmesinde plastikleri kullanılıp, Modifiye Atmosferde Paketleme yapılması; ambalaj içindeki oksijenin demiroksit ile absorblanması; nemin silikajel tarafından tutulması uzun yıllardan beri uygulanmaktaydı. Ancak günümüzde aktif ambalaj malzemesi üretimi için polimerizasyon işlemi sırasında oksitlenebilir maddeler plastik maddelere yerleştirilebilmektedir. Bazı uygulamalarda plastiğin oksijen absorblayıcı özelliği UV ile etkileşime geçinceye kadar uyku durumunda kalabilmektedir. Bir uygulamada et %100 CO2 altında paketlenmekte; taşıma ve depolama sırasında bu atmosfer korunmaktadır. Böylelikle etin raf ömrü artmakta, ancak et parlak kırmızı rengini kaybetmektedir. Satış sırasında ambalajın üstündeki bariyer ayrılmakta, alttaki geçirgen katman oksijenin içeri geçmesine izin vererek, etin parlak kırmızı renge kavuşmasını sağlanmaktadır. Bir diğer uygulama olan akıllı ambalajlamada ise tersinmez renk değişimi ile gıdanın ne derece taze ya da tedarik aşamaları sırasında soğuk zincirin kırılıp kırılmadığı hakkında tüketiciye bilgi verilmektedir.
Nanoteknoloji de ambalaj sektöründe yerini almaya başlamıştır. Polimerlere nanokristaller bağlanarak nanokompozit ambalajlar yapılmaktadır. Bu tip plastik ambalajlar ile 6 ay raf ömürlü bira üretildiği bildirilmektedir. Nano parçacıkların ambalaj malzemesi içine yerleştirilmesi ile bozulma sonucunda moleküler kompozisyonun değişmesi ile ambalaj renginin değişmesini sağlayan akıllı ambalajlar üzerinde de çalışılmaktadır.
Avrupa pazarında gıda ve içecek sektörlerinde plastik kullanımı yaklaşık 4 milyar Euro’luk bir pazar oluşturmakta ve 2007 yılında bunun 6 milyar Euro’ya ulaşacağı beklenmektedir. Tüketilmeye hazır torbalanmış ürünlerin çeşit ve miktarındaki artış pazarın gelişimini tetiklemektedir. Bu tip ambalajların tercih edilme nedenleri olarak stokta az yer tutması, taşıma ve kullanım kolaylığı, hafifliği, geri dönüşümü ve düşük maliyetleri sayılabilir. Ayrıca ısıl işlem sırasında daha az enerji harcanmakta, bunun sonunda da daha iyi tat elde edilebilmektedir. Sterilizasyona uygun, kullanılan ambalaj maddesinin yapısına bağlı olarak 18 aya kadar raf ömrüne ulaşan bu tip ambalajların önümüzdeki yıllarda kullanımının daha da artması beklenmektedir.
Kaynaklar: 1) www.apack.com.tr, 2) www.epoca.be, 3) www.apme.org, 4) www.azonano.com, 5) www.packagingtoday.com.


LinkBack URL
About LinkBacks
Paylaş







Alıntı

Bookmarks