SÜLÜKLER (HIRUDINEA)Sülüklerin de içinde yer aldığı Annelida anacı Polychaeta. Olygochaeta ve Hirudinea olmak üzere üç sınıfa ayrılır Hirudinea içinde ise Rhynchobdellida, Pharyngobdellida, Gnathobdellida ve Acanthobdellida dizileri bulunur (Barnes, 1974; Çağlar, 1973; Demirsoy, 1982; Geldiay ve Geldiay, 1991; Karol vd, 1982; Kaestner, 1967 ) . Hirudinea sınıfı, genellikle sülük olarak bilinen deniz, tatlı su ve karasal solucanlar olmak üzere 500 den fazla türü kapsamaktadır (Barnes,1974). En küçük sülük 1 cm uzunluğunda olmakla beraber çoğu türler 2,5 cm büyüklüğündedir. Insan ve hayvan sağlığını ilgilendiren sülükler (Hirudo medicinalis) 20 cm'ye kadar ulaşabilirler. Amazon'da yaşayan Haementeria ghilianii ise 30 cm büyüklükte olabilmektedir. Renkleri ilginç olup genellikle siyah, kahverengi, zeytin yeşili ve kırmızıdır. Üzerlerinde kuşak ve benekler bulunabilir ( Barnes, 1974; Çetin vd, 1985; Kaestner, 1967; Karol vd, 1982 ).Sülüklerin AnatomisiSülüklerin anatomisi dikkat çekecek derecede tek örnektir. vücut tipik olarak dorso-ventral yassılaşmıştır. Segmentler anterior ve posteriorde çekmen biçimine dönüşmüştür. Anterior çekmen genellikle posterior çekmenden daha küçüktür ve ağzın etrafı çekmenle çevrilidir. Posterior çekmen, sekiz segmentin eriyerek birleşmesiyle oluşmuş, disk şeklinde ve ventrale dönüktür. Vücutları daima sabit sayıda 34 segmentten oluşur. Ikinci derecedeki eksternal halkalar, asıl segmentler tarafından gizlenmiştir. Seta yoktur. Sülüklerin 9, 10, ve 11. segmentlerine klitellum yerleşmiş olup bu kısma klitellar bölge adı verilmektedir. Klitellar bölge bir erkek bir de dişi üreme deliği taşır. Vücudun orta kısmı 15 segmentten oluşur. Gövdenin en büyük bölümüdür (12-26 segmentler arası). (Davies, 1991; Barnes, 1974; Kaestner, 1967; Sawyer, 1986).
Sindirim Sistemi ve Beslenme
Sülüklerin ağız ön uçta, ya bir çekmenin dibinde veya kaşık şeklinde bir üst dudağın altındadır. Ağzı kaslı bir farinks takip eder. Farinksin ağız boşluğu adı verilen ön kısmı çeşitli gruplarda farklı yapıdadır. Bazılarında kenarı düz veya dişli olan bir veya daha fazla keratinli çene vardır (Şekil 1). Bazılarında ise dışarı uzatılabilen bir hortum bulunur. Yutağın etrafında bir hücreli tükrük bezleri vardır. Bunlara ait kanallar dişlerin aralarına, veya hortumun ucuna açılır. Kan emen sülüklerde tükrük bezleri besin olarak alınan kanın pıhtılaşmasını önleyen hirudin salgısı ihtiva eder. Çeneli sülüklerde farinksten sonra sindirim borusunun en büyük kısmı olan mide (orta barsak) gelir. Hortumlu sülüklerde ise farinks ile mide arasında ince uzun bir yemek borusu bulunur ve hortum geri çekildiği zaman bu kısım bir kıvrım yapar. Mide ince cidarlı geniş bir tüp halindedir. Midenin yanlarından ekseriya çift halde bir çok keseler çıkar. Bunların sayısı türe göre değişir. Örneğin Hirudo medisinalis 'de 11 çift, Haemopis sanguisuga 'da yalnız bir çift veHerpobdella 'da hiç bulunmaz. Sindirim borusunun bu kısmı kursak görevi görerek dışardan alınan besinin depo edilmesine yarar. Sindirim mide ile kilus barsağında yapılır. Kilus barsağının yanlarında da kese şeklinde çıkıntılar olabilir. Son barsak kısadır. Anüs sülüğün dorsalinde posterior çekmenin önünde yerleşmiştir (Barnes, 1974; Brown, 1967; Davies 1991; Kaestner, 1967; Sağlam ve Sarıeyyüpoğlu, 1998; Sawyer 1986). Bütün sülükler kan emici değildir. Bazı türler omurgasızları, Annelida'ya ait diğer sınıfların bireylerini, salyongozları ve böcek larvalarını yerler. Kan emenler balık, kurbağa, kaplumbağa, salyangoz ve kabuklu su canlıları ile omurgalı hayvanlarda ektoparazit olarak yaşar (Barnes, 1974; Davies 1991; Kaestner, 1967; Sawyer 1986). Omurgalıların hemen her grubu konakçı olmasına karşın, balıklar en çok saldırıya uğrayan gruptur (Sağlam, 1998a; Sawyer, 1986). Tropikal bölgelerin yağışlı kısımlarında, daha doğrusu çok nemli yerlerde, karada yaşayan Haemodipsidae ailesinin üyeleri kuş ve memelilerin ağız ve burnuna yapışırlar. Bunlar bitkilerin üzerine çıkarlar, alttan geçen hayvanların üzerlerine kendilerini bırakırlar. Bazıları, örneğin balıklarda parazit olan Piscicolidae ailesine ait üyeler, devamlı olarak konakçı üzerinde kalmalarına karşılık, bazıları belirli periyotlarda kan emerler (Barnes, 1974; Davies 1991; Demirsoy, 1982; Kaestner, 1967; Sawyer 1986). Örneğin Hirudo medicinalis vücut ağırlığının ortalama 5.83 (3-10) katı kan emer ve bir yıla kadar beslenmeksizin yaşamını sürdürebilir (Kaestner, 1967; Sağlam, 1998b)
Sülüklerde Üreme
Sülükler eşeysiz üreyemezler. Regenerasyon kabiliyetleri de çok azdır. Bir sülük ortasından ikiye bölündüğü zaman ön parça bir anüs meydana getirebilir, fakat arka parçada yeni bir baş oluşmaz (Davies, 1991; Çağlar, 1973; Savyer,1986).
Sülüklerin hepsi hermafrodit olup, üreme sistemi içinde bir dişi bir de erkek gonopor taşırlar. Erkek ve dişi organlar vücudun ventralinden median olarak arka arkaya dışarı açılırlar. Erkek genital por daima dişi porun ön tarafında bulunur. Erkek gonadlar yuvarlak kesecikler şeklindedir. Bunların sayısı en az 4 çift, en çok 17 çift olur. Testisler, vücudun orta kısmındaki segmentlerde birer çift olmak üzere, yanlarda sıralanırlar. Testis sıralarının dış taraflarında birer sperma kanalı uzanır. Her testis ayrı ayrı kanalcıklarla kendi taraflarına ait olan sperma kanalına açılırlar. Her iki büyük sperma kanalı öne doğru uzanır ve sperma keseleri olarak kabul edilen birer genişleme yaptıktan sonra ortak bir atriyumda sonuçlanırlar.Hirudinidae ' nin sperma kanallarının müşterek olan uç kısmı bir penis ihtiva eder (Şekil 5). Atriyum çok kısa, kompleks ve duvarları lümen içine açılan salgı hücreleriyle kuşatılmıştır. Proksimal salgı bezi prostat olarak isimlendirilir. Spermatoforları gelişmemiştir. Spermatogenesis sülüklerde ilk olarak testislerin lumeninde yapılır. Rhynchobdellida ve Pharyngobdellida''da kopulasyon organı bulunmaz (Barnes, 1974; Davies 1991; Kaestner, 1967; Sawyer 1986).
Yumurtalıklar daima bir çift olarak sınırlanmıştır ve testisin anterior çifti ile erkek atriyumu arasında yerleşir. Yumurtalık germinal dokunun bir topluluğu olup, bazen içinde bir kaç kokon (yumurta kesesi) bulundurabilir.(Barnes, 1974; Davies 1991; Kaestner, 1967; Sawyer 1986). Kısa oviduct anterior olarak uzanır ve karşı organıyla bir vaginada birleşir. Dişi gonopor 11. segmentin ventral yüzeyinden açılır. Yumurtalar, olgunlaşmamış gamet şeklinde (oocyste) yumurtalıklara bırakılır ve olgunlaşmasını kokon sıvısı içinde tamamlar. (Barnes, 1974; Davies 1991; Kaestner, 1967; Sağlam ve Sarıeyyüpoğlu, 1998; Sawyer 1986).
Sülüklerin bir kısmında döllenme, spermaların penis aracılığıyla diğer ferdin vaginasına nakledilmesi şeklinde olur (Gnathobdellida). Diğerlerinde sperma kanallarının uç kısımında, kitinli bir kopulasyon cihazı (spermatofor) meydana getirilerek bunlar diğer eşin derisinden bir yere (ekseriya sırtlarına) saplanırlar (Rhynchobdellida, Pharyngobdellida). Spermatoforlar deriye eritici bir tesir yaparlar. Kısa bir süre sonra spermalar sölom boşluğuna geçerek oradan da ovaryumlara giderler. Genellikle penis aracılığıyla olan döllenme bir taraflı, spermatoforlarla yapılan döllenme ise karşılıklıdır. Döllenmeden bir süre sonra yumurtalar, klitellum bezleri tarafından salgılanan besleyici albumin ile dolu bir kesenin içine bırakılır (Şekil 8). Bu zaman içinde klitellum açıkça belirginleşir. (Barnes, 1974; Davies 1991; Kaestner, 1967; Sağlam ve Sarıeyyüpoğlu, 1998; Sawyer 1986).
Yumurta kesesi dişi gonoporundan çıktıktan sonra verimli yumurtaları taşır (Şekil 6). Piscicolidae 'de bir kokon sadece bir yumurta taşır, fakat diğer sülüklerde çeşitli sayılardadır. Nephelopsis obscura bir üreme döneminde 1-4 kokon bırakır ve her bir kokondada 1-8 yumurta bulunur (Sağlam ve Sarıeyyüpoğlu, 1998).Hirudo medicinalis ise bir dönemde 1-8 kokon üretir ve her kokon 33 embriyo içerebilir (Savyer, 1986). Keseler ekseriya suda objelerin üzerine, bazı parazit formlarda da konakçının vücuduna bırakılır. Bundan başka Hirudo medisinalis'de olduğu gibi kokonları bırakmak üzere, sudan ayrılarak nemli toprağa gömülenler de vardır. Hirudinidler arasında yavru bakımı olan formlara da rastlanır. Bunlar ya yumurtaları beraberinde taşır veya yumurtaların bıraktığı yerin üzerine gerilerek onları korurlar.
BAZI ÖNEMLİ SÜLÜK TÜRLERİ
Dizi: Acanthobdellida
Ilkel bir sülüktür. Kuzey Avrupa türlerini içerirler. Gonoporları bir halka ile ayrılmıştır. Anterior segment dört segmentin birleşmesiyle oluşmuştur. Soğuk su balıklarında geçici parazittirler. Bu dizinin içindeAcanthobdella peledina türü sülük bulunmaktadır (Barnes, 1974; Çağlar, 1973; Kaestner, 1967; Sawyer, 1986).
Dizi: Rhynchobdellida
Hortumlu sülüklerdir. Sindirim borularının ön ucu bir hortum şeklindedir. Döllenme spermatoforlarıyla olur. Tam anlamıyla akuatik sülüklerdir. Karada yaşayanları bulunmaz. Geçici, nadiren de devamlı ektoparazitlerdir. Bu dizide Glassiphonia complanata, Piscicola geometra,Protoclepsis tesselata ve Theromyzon sptürleri yer almaktadır Barnes, 1974; Bauer vd, 1973; Çağlar, 1973; Davies, 1991 Dogiel vd, 1970; Ekingen, 1983; Kaestner, 1967; Kruse vd, 1989; Meyer, 1966; Sawyer, 1986 ).
Dizi: Gnathobdellida
Bir farinks ve üç çift çeneye sahip akuatik ve karasal sülüklerdir. Her segment beş halkalıdır. Ön çekmenları kaşık şeklindedir. Damarları bulunmaz. Lakün sistemleri dolaşım görevi de görür. Kanları kırmızı renklidir. Erkek genital organları geniş bir atriyum ile bir penis, dişi genital organları da bir vagina içerir. Kilus barsağında daima barsak bezleri bulunur. Omurgalı canlılardan kan emerler veya etçil geçinirler. Bu dizideHirudo medicinalis, Haemopis sanguisuga, Limnatis nilotica ve .Macrobdella decora türü sülükler bulunmaktadır. (Barnes, 1974; Brown, 1967; Çağlar, 1973; Davies, 1991; Kaestner, 1967; Sawyer, 1986).
Dizi: Pharyngobdellida
Segmentleri beş halkalıdır. Farinksleri çok uzundur. Bunlarda hortum veya çene bulunmaz, bazen bunların izine rastlanılabilir. Barsak keseleri yoktur. Damar sistemleri oluşmaz. Testisleri çok sayıda olur, ama segmental olarak sıralanmaz. Spermatoforları aracılığıyla döllenirler. Etçil sülüklerdir. Asıl tatlı sularda yaşamakla beraber, yarı karasal formları da vardır. Bu dizide Erpobdella octoculata ve Nephelopsis obscura olmak üzere iki önemli tür bulunmaktadır.(Davies, 1991; Sağlam ve Sarıeyyüpoğlu, 1998). (Barnes, 1974; Çağlar, 1973; Davies, 1991; Kaestner, 1967; Sawyer, 1986).


LinkBack URL
About LinkBacks
Paylaş







Alıntı

Bookmarks