ISILEŞLER
Gıda endüstrisinin pek çok alanında, işletmenin sürekliliği için güvenli ısıl prosesler kurmak zorunludur. Bu proseslerin hayata geçirilişleri sırasında, ürünlerin maruz kalacakları kesin sıcaklıkların ve test edilen proses koşullarında gerçekleşebilecek mikrobiyolojik bozunmaların seviyelerinin tespiti gerekmektedir. Sıcaklık ölçümleri mikrobiyolojik güvenliği sağlamanın yanı sıra; gıda maddesinin kalitesi ve ekonomik boyutu ile de doğrudan ilişkilidir (Nott ve Hall, 2004; Shaw, 2004).
Veri kaydedici sistemler vasıtası ile bu sıcaklıklar kolaylıkla kontrol altınca tutulmakta ve ısıl prosesin doğrulanması sağlanmaktadır. Isıl proseslerin doğrulanması amacıyla kullanılan sıcaklık ölçüm sistemleri iki bölümden oluşmaktadır; bunlar sıcaklık sensörü ve veri kaydedici birimlerdir. Sıcaklık sensörlerinin çeşidini seçmek, mevcut prosesin gereklilikleri ve ekonomik şartlara göre kullanıcının inisiyatifindedir (Shaw, 2004).
Isıleşler, son yıllarda yerlerini direnç sıcaklığı dedektörleri (RTD), termistörler ve yarı iletkenler gibi sensörlerin yerine bırakmaya başlasalar da, hala gıda endüstrisinde en sık kullanılan sıcaklık ölçüm sensörleridir. İki nokta arasındaki sıcaklık farkını oluşturduğu gerilimin ölçümüne dayalı olarak çalışan bir cihazdır (Shaw, 2004).
1821 yılında Seebeck’in birbirine bağlanarak kapalı bir devre oluşturan iki metalik telin; telin uçları farklı sıcaklıklarda olduğu zaman elektrik akımının yer değiştirmesine olanak sağladığını bulması; ısıleşin çalışma prensibinin temelini oluşturmuştur. Oluşan akım, ısılgelişen elektromanyetik frekans (EMF) adını alan küçük bir gerilim oluşturmaktadır. “e” ile gösterilen EMF tanımında; “K” değeri ısıleşin V/K’ de hassaslığını; Ta ve Tb değerleri de iki noktadaki sıcaklıkları göstermektedir (Bhuyan, 2007).
devamı;
dosya türü:doc
şifre: www.forumfood.net
|
|
|||||
|
|||||
|
|
|||||


LinkBack URL
About LinkBacks

Paylaş







Alıntı

Bookmarks