Kalite modern dunyanin olmazsa olmazlarindan olmaya devam etmektedir. Dunyayi iyi izleyen ve okuyan
toplumlarin tumunde kalite gelistirme cabalari hizla devam etmektedir. Kalite gelistirme cabalari icerisinde en
onemli olusum, kalite cemberlerinin 1960'li yillarda Japonya'da uygulanmaya baslamasidir. Japonya'nin
Toplam kalite yonetimi uygulamalari sonucunda yakaladigi kalite zirvesi, kalite arayisindaki tum dunyanin
model arayisina isik tutmustur. Ishikawa, Toplam kalite yonetimini, "Insanligi esas alan bir yonetim biciminin
insanlarin sinirsiz guclerinin gelismesine izin veren bir yonetim bicimi" olarak tanimlamaktadir. Uretimde sifir
hata, enerjinin sinerjiye donusumu, insan iliskilerinde insanin yapisina en uygun uygulamalar, calisanlarin is
doyumuna ulasmada dorugun zorlanmasi, ailede anlam arayisindaki hiz, toplumsal projelerde katilim ve
duyarligin artisi Toplam Kalite yonetimi uygulamalarinin Japonya'daki tezahurlerindendir.
Toplam kalite yonetiminin Amerika orjinli olmasina ragmen Amerikanin bireyci modelinin ortaya koydugu
yapiyla uyusmamasindan dolayi, Japonya'da basariyla uygulanmistir. Japonya'nin grup yonelimli yapisi
Toplam Kalite yonetimi uygulamalarina zemin hazirlamistir. Bir Japon calisani, yalnizca kendisi ve ailesi icin
degil, Japon ulusunun kalkinmasi icin cabalar. Bir cok milleti icin soylenen "Kardesim bu devlet, bize ne
veriyor ki benden ne istiyor? Paradigmasina karsin, Japonlar bu topluma karsi, ben gorevlerimi yeterince
yapabiliyor muyum? paragidmasi hakimdir. Japonya'da Toplam kalite yonetiminin temel unsurlarindan olan ve
daha ziyade bir hayat tarzi haline donusen ve surekli arayisi, mukemmellik ve sifir hatayi hedefleyen Kaizen'e
de kaynaklik eden Zen felsefesi (Gelisme) kalitenin yakalanmasi baglaminda tum toplum katmanlarinca
paylasilan bir vizyon haline gelmistir.
Zen felsefesi temelinde tevazu duygusuna dayanmaktadir. Tevazu insanin kendisini baskalarindan daha
dusuk gormesi anlamina gelmez. Bu girisimciligin, yaraticilgin, insiyatif kullanmanin merkeze alindigi modern
insan paradigmasiyla temelde ters dusmektedir. Oysa tevazu yalniz kendini dusunmeme, baskalarini da
dusunme baskalari icin ozveride bulunmaya acik olma ve bunlara paralel insana saygiyi deger halie getirme
anlamlarina gelmektedir. Voltaire'in dedigi gibi, tevazu, gururun perhizidir. .Duclos' a gore; zafere ilave
edilecek yegane sus tevazudur.
Tevazunun kaliteye donusumu her alanda mumkun gorunmektedir. Tevazu sahibi bir yonetici, yonettigi
insanlara deger verdiginden, onlari da en az kendisi kadar dusundugunden onlarla iliskilerinde optimal kaliteyi
yakalamaya cabalamakta, tevazu sahibi bir baba esi ve cocuklarina verdigi degerden hareketle ailede kaliteyi
yakalamaya odaklanmakta, tevazu sahibi bir insaat muhendisi icerisinde oturacak olan insanlara verdigi
degerden hareketle, insaat kalitesinde sifir hatayi hedeflemekte, tevazu sahibi bir ogretmen ogrencilerine ve
okullarin ciktisinin etkilendigi topluma verdigi degerden hareketle plan-program hazirlamada, egitim-ogretim
uygulamalarinda kalteyi hedef haline getirerek, kaliteli ogretmenligi hedeflemekte, bir uretici tuketicilere
verdigi deger baglaminda sifir hatayi hedflemekte, vatandas roluyle insan, sahip oldugu tevazu sonucu devlet
ve millete ait kaynaklarin kullanimindaki duyarliligiyla kaliteyi yakalamakta, ni--tevazu sahibi bir cop
temizleyicisi temiz bir cevre icin kaliteli temizlige odaklanmaktadir. Ornekle cogaltilabilir.
Tevazu sahibi olmayan bir insan asla hata yaptigini kabullenemez. Bir hata yaptiginda bunun insanlar
tarafindan fark edilmemesi icin elinden geleni yapar. Dolayisiyla hayati boyunca bircok eksikligi ve hatasi
olmasi son derece dogaldir. Bunlari diger insanlarin gozunden saklamaya calistigindan asla sifir hatayi
yakalamasi mumkun gorunmemektedir.
Toplam kalite yonetiminin unsurlarindan birisi de katilimdir. Bir istemi ve gonullulugu ifade eden katilim icin
sorumluluk paylasiminin saglanmasi sarttir. Neo-klasik teoride insanlarin kisisel menfaatlerini on plana
cikardiklari vurgulanir. Oysa modern teoriler takim calismasinin daha baskin ve yararli oldugunu ortaya koyar.
Baska bir ifadeyle; Rasyonalizm insanin her ne kadar kendini dusunmeye odaklandigini vurgulasa bile,
Fukuyama'nin ifade ettigi gibi bu anlamda insanlarin genellikle akilci olmadiklarini soylemek mumkundur.
Tevazu sahibi ollmayan bir insanin bireysellikten arinarak katilma odaklanmasini, sorumluluk almasini
beklemek zor. Herseyi elestiren, hic bir seyi ve hic kimseyi begenmeyen, hicbir projeyi katilacak kadar degerli
bulmayan bir insan neye katilacaktir.
O halde sunu vurgulamak gerektigini dusunuyorum, gelecegi planlamayi vizyon olarak belirleyen toplum
muhendisleri, pedegoglar ve diger ilgili bilim adamlari su sorulari net bir sekilde yanitlamak durumudadirlar:
Tevazunun kaynagi nedir? Tevazu sahibi insani yetistiren egitim sisteminin kurumsal ve yapisal ogeleri
nelerdir? Tevazu evrensel degerlerle nasil ozdeslestirilebilir? Tevazu toplum katmanlarina nasil
yayginlastirilabilir?
Tevazu sahibi birkac ilim adaminin tevazuyla bu konuya odaklanmalari tevazu ve Turkiye'de kalite adina
atilacak en onemli adimlardan sayilmalidir.
Kaynak Site: Ismail KIRBAS


LinkBack URL
About LinkBacks
Paylaş







Alıntı

Bookmarks