Çalışanlar genellikle ofis içinde ya da dışında yöneticilerin hiç sıkıntı çekmediğini düşünürler. En sıkıntı duydukları durumlarda, en zor işler kendilerine iletildiği için herhangi bir problemin yaşanmadığı görüşündedirler. Oysa gerçek böyle değildir. En zor anlaşmalar imzadan döndüğünde, vaat edilen bir proje son anda askıya alındığında, ya da işler sarpa sarınca pozisyonları gereği sadece yöneticilerin başı ağrır.
-Gergin bir ortam var ve karşınızdaki insan sizi bir türlü anlamak ya da dinlemek istemiyor. Belki böylelikle sizi yıldırmak ve işi daha zora koymak istiyor. Size düşen tüm içtenliğinizle karşınızdaki insanı dinlemek. Belki bu şekilde nasıl uzlaşmacı olunacağını karşınızdakine de öğretebilirsiniz.
- Ortada bir problem varsa, az sonra problemi çözecekmişsiniz gibi düşünün. Yaşanan olayın ne kadar gerçek olup olmadığını iyi analiz edin. Sıkıntının tam olarak sizinle mi, kurumunuzla mı ilgili olduğunu anlamaya çalışın. Karşınızdaki insanın kiminle derdi olduğunu tam olarak saptamak, sorunu yarı yarıya çözmek demektir.
-Ve karşınızdaki insana şu cümleleri asla söylemeyin: “Benim bu durumda yapacağım hiçbir şey yok”, “Bizim şirket anlayışımıza göre bunları yapmam mümkün değil”, “Dışarıda olduğumda maillerime ulaşmada problem yaşıyorum”. Bu ve benzeri cümleler karşınızdaki insanlarla iletişimi en baştan keser ve iletişim eksikliği yaratır. Uzlaşmak istemediğiniz ve problem çözümüne yaklaşmadığınız düşünülebilir.
-Her koşulda, problemleri çözmek için karşınızdaki insanlara isimleriyle hitap edin ve pozitif, samimi bir atmosfer yaratmaya çalışın. Böylelikle problemleri daha kolay çözebilirsiniz.
-Olayları çözüme bağladıktan sonra, ileriki günlerde de karşılıklı uyumun ve işbirliğinin sürmesi için memnuniyetin sürdürülmesine özen gösterin. Zor kurulan ilişkilerin devamı için çaba sarf etmek gerekiyor.


LinkBack URL
About LinkBacks
Paylaş







Alıntı

Bookmarks